Milas (Mylasa) -1

Milas kenti düz bir tanımla Muğla ilimizin ilçelerinden birisidir. Fakat Milas şehrine tarihsel ve arkeolojik bir perspektiften bakacak olursak bölgenin en önemli yerleşimlerinden biri olduğunu söylememiz mümkündür.

İlk Çağlar`dan günümüze kadar kesintisiz iskan görmüş olan antik Milas kentinin en büyük talihsizliği bugün üzerinde modern Milas şehrinin yer almasıdır Bu yüzdende arkeolojik açıdan gerekli yeterlilikte araştırılmalar yapılamamaktadır.

Milas’ın kuzeyinde Bafa Gölü, Latmos (Beşparmak) Dağları ve Çomak Dağı; doğusunda Ak Dağ ve Marçalı Dağları; güneyinde Kerme Körfezi; batısında Bodrum Yarımadası ve Mandalya Körfezi yer almaktadır. Kent antik dönemlerde taş ve mermer ocaklarındaki üretim ile ünlenmiş Sodra Dağı’nın eteklerindeki tepelik alanlar üzerine kurulmuştur. Bu dağın önünde bir iç ova yer alır ve kent zaman içerisinde bu ovaya doğru genişlemiştir. Milas kentinin konumu Sarıçay ırmağının ağzına oldukça yakın bir yerdedir; bu sebeple kent içerisinden geçen ve ovanın verimliliğinin arttıran doğal su kaynağı olarak Mylasa şehri için büyük önem taşır.

Bunun dışında kent eski çağda birçok tapınak yapılarıylada dikkati çekmektedir. 

Milas Hititlerin Anadoulu`da egemen olduğu dönemlerde (M.Ö. 1650-1200) Mutamutassa olarak isimlendiriliyordu. Ayrıca yine antik dönemlerde Moulassa, Mulassa, Milaso gibi birçok isimle anılmıştır. Kentin Helen dilindeki ismi ise Mylasa ya da Mylassa’dır. Ortaçağ dönemindede burası Melasso olarak adlandırılıyordu. Antik kaynaklara göre Mylasa’nın kurucusu Akdeniz’deki Aiolia Adası’nda yaşayan Mylassos’tur. 

Milas M.Ö. 6. yüzyılın ortalarından itibaren Persler’in egemenliği altında satraplar tarafından yönetilir. M.Ö. 500’de İonia İsyanı neticesinde ortaya çıkan Pers Savaşı sırasında Mylasa’nın satrabı İbanollis’in oğlu Oliatos’tur

Atina önderliğinde Pers saldırılarına karşı oluşturulan ve M.Ö. 478’de kurulan Attika-Delos Deniz Birliği’ne Mylasa M.Ö. 450’ten 440’a kadar düzenli olarak vergi ödediği bilinmektedir. M.Ö. 456’daki Eurymedon (Antalya-Köprüçay) Savaşı’nın sonucunda Mylasa tekrar bağımsızlığına kavuşur. Fakat kent M.Ö. 440’tan sonra yeniden Pers hakimiyeti altına girer. M.Ö. 5. yüzyıl sonu ile M.Ö. 360 arasında bu kent Karia satraplığının merkezidir. Hyssaldomos, Hekatomnos ve Maussollos’un satrap olduğu M.Ö. 4. yüzyılın başları; başkent olan Mylasa’nın en parlak yıllarını yaşamıştır. Fakat yine Maussollos zamanında başkent Mylasa’dan Halikarnassos’a (Bodrum) taşınmıştır

M.Ö. 143’de Priene ile Menderes Magnesia arasında çıkan bir toprak anlaşmazlığında Mylasa hakem tayin edilir. Bu durum Mylasa’nın Yunan Dünyasında itibarlı bir kent olduğunu gösterir.

Sonraki dönemlerde ekonomik durumu giderek kötüleşen Mylasa Roma İmparatorluğu’nun egemenliğine girince refaha kavuşur. M.S. 3. yüzyıla kadar sikke basımı devam eder. Ayrıca M.S. 3. yüzyılın başında kentte bir banka olduğuna dair bilgilerde vardır. Kent Bizans Dönemi’nde Aphrodisias’ın önderliğinde bir kült merkezi olur.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Cem Günay - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Söke Ekspres Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Söke Ekspres Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Söke Ekspres Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Söke Ekspres Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.