Milas (Mylasa) -2

Yazıtlara göre kentte stoa, tiyatro, gymnasion, palaistra, kütüphane, hamam, agora, su yolları ve tapınak gibi birçok kamu binası vardır. Fakat yukardada belirtiğimiz gibi modern Milas kenti günümüzdede antik dönemdeki aynı yerinde iskana devam ettiği için antik yapıların tahribatı oldukça yoğundur.

Antik Milas`ta bulunan bu yapı birimlerine kısaca göz atmamız kent arkeolojisini tanıma adına faydalı olacaktır.

Sur: Mylasa’da sur kalıntıları azdır. Sodra Dağı’ndan bir vadi ile ayrılan batıdaki Hıdırlık Tepesi’nde 2,4 m kalınlığında ve 2,4 m yüksekliğinde korunagelen duvarlar düzgün olmayan kesme taşlardan yapılmıştır. Burası etrafı surla çevrili bir iç kale görünümündedir. Fakat günümüze sadece birkaç duvar sırası kalmıştır. Kentin kuzeyinde surlardan günümüze ulaşan bir kalıntıda Baltalı Kapı olarak anılan bir kapı kemeridir. Bugün neredeyse tamamı ayakta olan mermer kapının adı kemerinin dış kısmındaki kilit taşında betimlenmiş olan çifte baltadan gelmektedir. Başlıkları palmet ve yivle süslü olan iki paye ve bir saçaklıktan oluşan kapının saçaklığı günümüze ulaşamamıştır. Üslubu göz önünde bulundurulduğunda M.Ö. 1. yüzyılın sonlarına tarihlenir.

Tiyatro: Topbaşı Tepesi’nin doğu yamacında yer alır.

Tapınak/Kutsal Alan: Bunları tek tek saymak gerekirse; Nemesis Kutsal Alanı, Zeus Karios Tapınağı, Zeus Osogos Tapınağı, Augustus Tapınağı gibi yapıları belirtebiliriz.

Konut: Milas İlçesi’nin içinde Ahmet Çavuş Mahallesi’nde bir temel hafriyatı sırasında ortaya çıkan büyük bir yapı kompleksinin peristilli bir zengin evine ait olabileceği düşünülmüştür (Peristil: Sütünlü koridorlarla çevrelenmiş dikdörtgen biçimli üstü açık avlu). Bu konutta  bulunan mozaiklerin yapımında kaliteli işçilik, yüksek teknik ve renkli taşlar sayesinde ortaya çıkan zengin desenler göze çarpar. İşlenen motifler arasında etrafı düz ve dalga motifli bantlarla çevrili bitkisel süsleme, iç içe zikzaklar, meanderler, kare prizmalar; sepet örgüleri, geometrik desenler, kesişen daireler, meander ve saç örgüsü kuşakları vardır. Mozaiklerin Roma İmparatorluk ya da Geç Antik Dönem karakteri gösterdiği belirtilmektedir.

Nekropolis/Mezar: Kentin girişinden Gümüşlük’e doğru giderken Sodra Dağı eteklerinde ve Hıdırlık Tepesi’nin yamaçlarında Roma Dönemi’ne ait mezarlar bulunmaktadır.

Gümüşkesen Mezar Anıtı: Kentin batısında yer alır. Bu anıt mezar, kente büyük hizmetleri geçen bir şahıs, bir soylu veya yöneticiye ve ailesine ait olmalıdır. Kitabesi olmadığı için kime ait olduğu bilinmemektedir. Mezar odasını içeren kaide, peristasis ve piramit şeklindeki çatıdan oluşur. Oda bitkisel ve geometrik motiflerle süslüdür. Peristasis zemininde tespit edilen huni şeklindeki deliğin ölüye libasyon (tanrılara sunulan içki, sıvı adağı) yapmak için açıldığı düşünülmektedir. Gümüşkesen Anıtı dünyanın yedi harikasından biri kabul edilen Halikarnas Mozolesi’nin daha küçük bir modelidir. Bu yapının M.S. 2. yüzyıla ait olduğu düşünülür (Peristasis: Bir yapıyı çevreleyen sütun dizisine denir).

Milas`ın Hisarbaşı tepesinin doğu yamacında bulunan Karya’nın kurucu satrapı Hekatomnos’a ait bir anıt mezarı bulunmaktadır. M.Ö. 4. yüzyıla tarihlenen ve 91 x 110 metre boyutunda olan mezar 2010 yılında keşfedilmiştir. Satrap Hekatomnos`a ait olan bu mezar, antik çağ dünyasının en önemli mezar anıtlarındır.

Su Kemeri: Milas’ın doğusundaki ovada uzanan iki katlı Su Kemerleri erken Bizans dönemine aittir. Kemerlerin inşaatında antik dönem mimarı parçalarıda kullanılmıştır. Bazı bölümleri halen ayakta olmakla birlikte büyük kısmı yıkılmıştır.

Milas şehrinin daha geç dönemdeki gelişmelerine kısaca bakacak olursak; 13. yüzyıl boyunca kent ve çevresinin Batı Anadolu’nun diğer kesimlerinde olduğu gibi doğudan gelen Türkmen aşiretlerinin akınlarına uğradığını belirtebiliriz. Osmanlılar tarafından fethine kadar (1390-1392) gerek Menteşe Beyliği hanedan üyeleri ve beyleri gerekse halkın ileri gelenleri tarafından Milas yerleşimi inşa edilen cami, mescid, zaviye, medrese, mektep, hamam, çeşme, han, kervansaray gibi kurumlarla donatılmıştır. Milas 16. yüzyılın ilk çeyreğinde oniki mahalleli bir kasaba görünümündeydi. Evliya Çelebi’nin şehri gördüğü sırada da (1671) bağlı bahçeli limon, turunç, nar ve incir ağaçlarıyla bezenmiş durumdaydı. 1764-1765 yıllarında Milas ovasından geçen İngiliz seyyahı Chandler’in ifadesine göre ovada İngiliz pazarları için tütün ekimi yapılmaktaydı. Ayrıca Milas yöresinde önemli bir geçim kaynağı olan halıcılık 16. yüzyıldan başlayarak 18 ve 19. yüzyıllar boyunca gelişerek günümüze kadar kesintisiz bir şekilde devam etmektedir.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Cem Günay - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Söke Ekspres Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Söke Ekspres Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Söke Ekspres Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Söke Ekspres Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.