Galiba Bu Da Alevi Açılımı

Galiba seçimler yaklaşırken iktidar partimizin yöneticileri ülkemizdeki alevi nüfusun seçimlere yapabileceği etkiyi anlamaya başladı. Aslında bir ülkede insanların böyle inanç farklılıkları  nedeniyle ayrıştırılması hem insani değil, hem de o ülke insanlarının geleceğine olumlu katkılar yapmaz. Millet olmanın en önemli şartlarından biri farklılıkları en aza indirip müşterekleri çoğaltmaktır. Ülkeyi yönetmeye talip olan siyaset insanları da ayrıştıran değil, birleştiren olmalıdır.

Her ülkede değişik inançlarda insanlar yaşıyor. Bakınız, benim yakından bildiğim Almanya örneğini paylaşmak istiyorum. Orada Hristiyan mezhepler olarak Katolikler, Ortodokslar ve Evangelişler yaşıyor. On yıl yaşadım, hiç  kavga gürültü duymadım. Bu mezhepler dışında Müslümanlar ve hiçbir dine mensup olmayan inançsızlar da var, ama herkesin de herkese saygısı  var. Çünkü devlet bu inanç kitleleri arasında hiç  bir zaman  taraflı davranmıyor. Her kesime eşit davranıyor. Verirse, herkese veriyor, vermezse de hiç birine vermiyor.

***

Ülkemizde bu durum ne yazık ki çok da adil görünmüyor. Sonuçta bir Diyanet İşleri Başkanlığı var. Yani  din işleri ile ilgili bütün düzenlemeleri yapacak bir kurum. Bu kurumun adı Müslümanlık İşleri Başkanlığı değil. Sünni  mezhepler işleri başkanlığı da değil. Bütün dinlere mensup yurttaşlarımızın inançla ilgili yaşamlarını düzenleyip kolaylaştıracak  bir kurum. Eğer bunu böyle anlarsak şu anda devletimin  kurulacağını söylediği Kültür ve Cemevleri Başkanlığına neden gerek duyuluyor?

Bu isim bile insanı yanlış çağrışımlara götürüyor. Alevilik bir kültür değil, bir inançtır. Cemevleri  de bir ibadethanedir. Siz ister tanıyın, ister tanımayın, insanlar oralara gidip de kendi inançlarına göre  ibadetlerini  ediyorlarsa  bu bir kültürel etkinlik değildir ki…

Bir kilisede yapılan Pazar ayini ya da bir başka dini törene kültür etkinliği diye mi bakıyoruz? Lafın başı geldi mi, bütün dinlerin kardeşlik içinde inançlarını yaşadığı topraklara sahip olduğumuzu söyleriz de iş alevi meselesine gelince illa ki kaçak yollar ararız.

***

Bakınız,Alevilik bu toprakların bir gerçeğidir. 600 yılı aşkın bir süredir dışlayarak, ötekileştirerek bu sorun yok sayılmış ama yok olmadığı görülmüştür. Bu nedenle de böyle zorlama çözümleri bir tarafa bırakıp  gerçekle yüzleşmek gerekir.

Aleviler için Kültür ve Cemevleri Başkanlığı gibi saçma kurumlar tesis etmek yerine Diyanet İşleri Başkanlığını yeniden düzenleyip  bütün inançlara eşit mesafede ve hepsinin de hukukuna sahip çıkabilecek bir yapıya kavuşturulmalı, bir din ve inanç işleri başkanlığı haline getirilmelidir. Bu kurumun içinde Sünni Mezhepler, Alevi inanç sahipleri, Yahudilik ve de Hrıstiyan mezhep mensupları için birimler oluşturulmalı ve her birim devlet adına sorun çözücü olarak davranmalıdır.

Yok sayarak hiçbir şeyi yok edemezsiniz.  Cemevlerinin ibadethane olarak kabulü camilerimize bir zarar vermez. Sadece alevi  yurttaşlarımız kendilerini daha önemli ve daha mutlu hissederler. Bunun kime ne zararı  var ki?..

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ali Sarayköylü - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Söke Ekspres Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Söke Ekspres Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Söke Ekspres Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Söke Ekspres Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.