Yasa Nasıl Yorumlanıyor?

Sonunda dezenformasyon yasası da çıktı. Çok şükür, artık yalan, dolan, kandırmaca olmayacak, vatandaşa yalan söylenmeyecek diye sevinirken sevincimiz kursağımızda kaldı.

Daha önceki yazılarımızda da ifade etmiştik; muhalefet partileri  bu yasa için sansür yasası tanımını yapmışlardı  da, biz Sayın Cumhurbaşkanımızın ifadesini benimseyip dezenformasyon demeyi tercih ettik. Bu tercih bir anlamda bizim niyetimizin de bir ifadesiydi. Gerçekten de öyle olmasını istiyorduk. Gerçekten de yalanın dolanın olmadığı, özellikle de devlette şeffaflığın normalleştiği, vatandaşı kandırarak oy hesabı yapmanın artık geçmişte kalacağı ümidine kapılmıştık.

Bazı çekincelerimiz vardı elbette. Çünkü bazen “vur deyince öldüren”  her konuda abartıya kaçmayı seçen görevlilerimizin de olduğunu biliyoruz. Nitekim, Amasra maden kazasında Sayıştay raporlarını hatırlatarak olayda ihmal ve görevin gereğini yerine getirmeyenler olduğunu söyleyen ya da ima eden 12 kişinin bu yasaya dayanılarak göz altına alındığını duyduk. Halbuki haberde yalan yoktu. Sayıştay’ın raporları orada duruyor. Adamlar gelmişler,  incelemişler ve uyarmışlar. Burada bir patlamanın olacağını, bunu önlemek için de gereken tedbirlerin alınması gerektiğini ifade etmişler. Devletin yetkili bir kurumunun tavsiyelerini dikkate almayıp  bu faciaya adeta davetiye çıkaran ve 41 canımızın ölümüne neden olan  kişiler hakkında takibat yapılacağına bu gerçeği paylaşanlar göz altına alınıyorsa muhalefetin tespitinin doğru olduğunu düşünmek gerekir. Bu yasa gerçekten de dezenformasyon yasası değil, muhalefeti sindirip susturmak için kurgulanmış  bir sansür yasasıdır.

***

Yukarıda ifade ettiğimiz düşünceyi  kanıtlayan en canlı örneklerden biri de geçtiğimiz hafta televizyonlarda   gördüğümüz  bir haber oldu.

Efendim, Ak Parti İstanbul İl Başkanı  Osman Nuri  Kabaktepe   İstanbul  Büyükşehir Belediyesi tarafından üç ay önce açılışı gerçekleştirilen  Ahmet İsvan Halk Ekmek Fabrikasının üretim yapmadığını iddia etti. Başkan Kabaktepe galiba CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’ndan esinlenmiş. Basını da  yanına alıp fabrikanın yanına giden Osman Bey orada bu iddiayı ortaya koyarak BŞB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nu eleştirmiş. Ancak, hiç hesap etmediği bir durumla karşılaşmış.

“Eğer bu fabrikayı hazır olarak açtıysanız neden üç aydır çalıştırmıyorsunuz” şeklinde ifadelerle hesap sormuş. Buna karşılık fabrika yetkilileri hemen çıkıp AKP İl Başkanını karşılamışlar ve fabrikaya davet ederek çalışmaları yerinde görmesini teklif etmişler.

Halk Ekmek yetkilileri büyük bir özgüvenle davetlerini  yapmışlar.

“Buyurun, şimdi  gelin, hem fabrikayı yerinde görmüş, hem de üretim tesislerini incelemiş olursunuz. Size bilgilendirme yapalım…”

Bu sözler yaptıkları işin  doğruluğuna inan insanların kendilerine duydukları güvenin ifadesidir.  Bu davet karşısında iddia sahibinin yapması gereken şey, daveti kabul edip tesisi gezmek olmalıydı. Ama hem sözlerinden,  hem de vücut dilinden anlıyoruz ki, Sayın  Kabaktepe böyle bir davranışı beklemiyordu. Önce de ifade ettiğim gibi, o Sayın Kılıçdaroğlu’nu taklit etmek istemiş ve Kemal Bey ziyaret etmek istediği kurumlara alınmayınca önlerinde açıklama yaptı  ya, yine öyle olacak diye düşünmüş. Davet gerçekleşince de çocukça inatlaşmalara girmiş.

“Sizin dediğiniz saatte değil, benim dediğim saatte olur…”

Neden Sayın Başkan? Neden senin dediğin saatte olacak? Sen kimsin ki, istediğin saatte istediğin tesise girme hakkını kendinde buluyorsun?

Bu ülkenin ana muhalefet partisi lideri kurumlara alınmıyorken kapılara zincir vurulup da karşılanıyorken sen böyle bir ayrıcalığı hak ettiğini nasıl düşünebiliyorsun ? Sonuçta milletvekili değilsin, bakan değilsin, Cumhurbaşkanı değilsin. Bir partinin İl Başkanısın. Nezaket gösterip davet etmişler, bunu bir zorunluluk olarak görüp düşünmek nasıl  bir kibirdir?

Galiba yalanın ve iftiranın ortaya çıkmasının yarattığı bir panikti  bu.

Şimdi sormak isterim; maden kazasında gerçekten var olan Sayıştay Raporunu paylaşanlar göz altına alınıyorsa, basının önünde yalan ve iftiralarla halkı kendi  seçtikleri yöneticilerine karşı kışkırtmak dezenformasyon olmuyor mu? İftira sahibine bunu hesabı ne diye sorulmuyor?

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ali Sarayköylü - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Söke Ekspres Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Söke Ekspres Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Söke Ekspres Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Söke Ekspres Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.