Balkanlar

Biz Türkler açısından Balkanlar coğrafyası özeldir. Bunuda 500 yılı aşkın türk yurdu olması vesilesiyle çoğumuzun dedelerinin, nenelerinin oradan Anadoluya gelmiş olamalarının etkisi vardır. Günümüzde bile bu topraklara gidildiğinde kendimizden çok şeyler bulabileceğimiz bir coğrafyadır Balkanlar.

Burası Arnavutluk, Makedonya, Yunanistan, Bulgaristan, Kosova, Sırbistan, Karadağ, Bosna Hersek ve Trakya’dan oluşur. Romanya, Hırvatistan, Slovenya ve Moldova’nın da bu yarımadada bir miktar toprağı bulunduğu için bu ülkeleri de Balkanlar grubunda sayabiliriz. Balkan kelimesi dünyadaki diğer dillere de Türk dilinden geçmiştir. Kelimenin yapısında yer alan Balkan sözünün, “sarp ve ormanlık sıradağ; sık ormanla kaplı dağ; yığın, küme; sazlık, bataklık” gibi anlamları vardır.

Balkanları ele alırken bu toprakları genel anlamda iki açıdan değerlendirmek mümkündür. Birincisi sadece kendi içersindeki yaşam biçimi (Slav kültürü) ve farklı bir topluluk olan Türklerin buradaki varlığı.

İlginç olan Hırvatlar, Sırplar, Boşnaklar aynı soydan (slav) gelmelerine ve aynı dili (lisan) konuşmalarına rağmen Hırvatların Katolik, Sırpların Ortodoks, Boşnakların Müslüman olması ve dini bir araç olarak kullanılmasıyla jeopolitik-ekonomik nedenlerle yıllarca birbirleriyle çatışmalarıdır.

Diğeri ise 1350 li yıllardan itibaren asıl olarak Balkanlarda kök salmış Osmanlı İmparatorluğu`nun halen günümüzde bile orada etkilerinin görülmesidir. Şu ayrıntılarıda vermemiz gerekmektedir: Osmanlı`nın kalbi esasen Balkanlardı ve Osmanlı`da çoğunlukla konuşulan türkçede balkan türkçesiydi. Ayrıca başta Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere Türkiye Cumhuriyetimizin kurulmasında ve çağdaş bir hale gelmesinde sonradan anadoluya göç etmek zorunda kalan balkan kökenli insanlarımızın katkılarının büyüklüğünü unutmamak gerekir.

Balkanlarda Bizans (Doğu Roma) etkisinin olduğunuda belirtmeliyiz. Günümüzde bile kilise mimarisinde, Yunan ve Slavların çoğunun benimsediği Ortodoksluk mezhebinde bunun  tesiri vardır.

Değişik açılardan kültürel anlamda Balkanlar ele alındığında yine farklı medeniyetleri bir arada her daim görmek mümkündür. Örneğin Balkan yemeklerine bakacak olursak Akdeniz mutfağıyla beraber Türk, Yunan, İtalyan, Avusturyalı, Macar kültürlerinden bir etkilenmenin söz konusu olduğunu görürüz. Baklava, aşure, kadayıf gibi tatlılar; dolma, yaprak sarma, kebap, pide, börek gibi aperitifler ve ayran, siyah çay, türk kahvesi, rakı gibi içecekler Osmanlı zamanından başlayarak Türk mutfağından Balkan kültürüne geçen yiyecek ve içeceklerden bazılarıdır.

Balkan müzikleri ise hareketli ve armoni zenginliği olan içersinde çok sesli söyleme geleneğinide barındıran bir türdür. Balkan müziğindede yine bu coğrafyayı karakterize eden çok kültürlülük hakimdir. Slav geleneğiyle Doğu Roma (Bizans) ve Osmanlı’dan öğelerin bir bileşimi Balkan müziklerinin temelini oluşturur. Balkanlar denince trompet, akordeon ve klarnet gibi bu topraklarla özdeşleşmiş enstumanları unutmamak gerekir.

Balkan edebiyatında Nikos Kazancakis’in “Zorba”sı, Ivo Andrić’in “Drina Köprüsü`nü özellikle anmamız gerekmektedir. Kazancakis’in bu eserindeki kahraman Alexis Zorba’nın hayat felsefesi yenilgileri umursamamak, yenilgileri hayatın kaçınılmaz parçası olarak görmek ve ancak yenilginin sürekli olarak tadılması ile hayatın zaferlerinin tadına varılabileceği düşüncesi genel hatlarıyla bizlere Balkan yaşam tarzını vermesi açısından önemlidir. Aynı şekilde Ivo Andrić’in “Drina Köprüsünde de Sokullu Mehmet Paşa’nın Visegrad’da yaptırdığı köprü ve çevresindeki yaşamlarla birlikte Osmanlı varlığını Balkan insanın yaşantısını ve kozmopolitliğini köprü üzerinden anlatılmasıyla Balkanları tarihiyle beraber daha iyi tanıma ve anlama adına önemli bir eserdir. 

Sonuç olarak Balkanlar barındırdığı kültürel, etnik ve dini çeşitlilikle, 500 yıllı aşkın türk varlığıyla beraber özellikle birçok yönden bizlere olan yakınlığıyla herzaman ilgi ve göz önünde olacak bir coğrafyadır.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Cem Günay - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Söke Ekspres Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Söke Ekspres Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Söke Ekspres Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Söke Ekspres Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.