İşin Tadını Kaçırmamak Gerek

Son günlerin gündemdeki konularından biri de Emeklilikte Yaşa Takılanlar (EYT) konusu. Günlerdir bakanlık düzeyinde çalışmalar yapılıyor. Bu konuda sözler verildi, vaatlerde bulunuldu. Yani iktidarıyla ve muhalefetiyle, siyasetin bütün aktörleri bu konunun çözülmesi gereken bir sorun olduğunu kabul ediyorlar. Ama sorun ne yazık ki çözülmüyor, ya da çözülemiyor.

Bana göre bu insanlar isteklerinde haklılar ve de beklentilerinin yerine getirilmesi gerekir. Sonuçta kendileri çalışma hayatına başlarken devletin ortaya koydukları kurallara uymayı göze almışlardır. Devlet de o kuralları koyarken vatandaşa bir söz vermiş, taahhütte bulunmuştur.

“Şu kadar sene çalışır da şu kadar gün prim ödersen seni emekli ederiz. Hem emekli maaşın, hem de sosyal güvencen olur…”

Vatandaş çalışmış, şart olarak konulan yılı doldurup, ödemesi gereken primi de ödemiş ve doğal olarak şimdi  emekli edilmeyi bekliyor. Bunun verilmiş bir söz olduğunu ve hakları olduğunu iddia ediyor.

Devlet maç oynanırken kural  değişikliğine gitmek istemiş. Daha doğrusu ek bir kuralı dayatmış.

“Çalıştığınız yıl ve ödemiş olduğunuz prim gün sayıları emekli olmanız için tek başına yetmez. Ayrıca belli  bir yaşa  da gelmeniz gerekiyor. O yaşa gelene kadar bekleyeceksiniz.”

Önceki pazarlıkta olmayan bir şartı adeta dayatmıştır.

***

Devlet bu iş olamayacak diyerek kestirip atsa bu bir duruştur derim ve saygı duyarım. Demek ki  verilen bu söz tutulamayacak kadar büyükmüş diye düşünürüm.

Bu yapılmıyor. Bu iş çözülecek diye umut dağıtılıyor, sonra da bir sürü laf. Güya evrakların bazıları kayıpmış. Bilgisayar ortamında değilmiş falan gibi..

Halbuki  lafı bu kadar eğip bükmeye hiç gerek yoktu. Para bulunamadığını, fazladan gelecek bu yükü karşılayamayacaklarını söyleyip iş kapatılabilirdi. Öyle ya, yok dersiniz ve iş biter. Ama böyle umutlandırıp da sonra hayal kırıklığı yaratmak bir insana yapılabilecek en büyük kötülüklerden diye düşünüyorum.

Ne yaparsanız yapın, işin tadını kaçırmadan yapmanız gerekir.

***

Ekonomiden sorumlu Bakan Nurettin Nebati de sanırım kibir hastalığına tutuldu. Çünkü işin tadını kaçırdı. Bakınız, kendisine “EYT’lilerin durumları ne olacak” diye sorulduğunda “EYT kim” diye cevap veriyor ve de alaycı bir tavırla gülümsüyor. Halkın seçmediği birini bakan yaparak görevlendirirseniz işte böyle, sayıları  milyonları bulan yurttaş kitlesini yok sayıp onlarla adeta alay etmeye kalkar.

Allah’ın sopası yok.  “Alma mazlumun ahını, çıkar aheste aheste” diye de bir laf var.

Çalışma Bakanı “bir söz verildi.  Seçim öncesi bu söz tutulmazsa oy kaybederiz” diyor. Maliye Bakanı ise “bu kadar parayı karşılayamayız” diye cevap veriyor. İkisinin de çok sağlam dayanakları  var. Bu durumda işi çözmesi gereken belli değil mi? Uzmanlık alanı ekonomi olan Sayın Cumhurbaşkanımız bir taraftan yana irade beyan eder, iş çözülür. Ama Tayyip Bey topa girmedi. Sadece talimat verdi:

“Bu işi çözün!.. Gelecek ay bu konuyu masada görmek istemiyorum.”

Yani iki bakandan birine hak verip desteklemedi. Adeta üçüncü bir yolu işaret etti. Sanırım bu üçüncü yol da emeklilik bekleyen bu yurttaşlarımızın beklentilerini  karşılamayacak. Yeni şartlar ve kurallar dayatılacak.

İnşallah yanılırız..

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ali Sarayköylü - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Söke Ekspres Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Söke Ekspres Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Söke Ekspres Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Söke Ekspres Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.