Noel İçin Bazı Düşünceler

Bilenler bilir; senenin bu vakitleri gelince benim NOEL  takıntım başlar. Her ne kadar, bizim inançlarımıza göre ölen birinin arkasından konuşmak doğru karşılanmasa bile ben bu Noel denen papazın pek de düzgün bir adam olduğunu düşünmüyorum. Geçtiğimiz yıllarda da yazdım,  bundan sonra da yazmaya devam edeceğim; namuslu  şerefli bir adamın karlı kış  günlerinde, gece yarıları evlerin damlarında ne işi olabilir ki?..

Haydi, ayağın kaydı da düştün diyelim. Kime neyi anlatacağız? Demezler mi ki; o yaşta bir adam çatılarda ne arıyor? Üstelik de saçı sakalı değiştirip tebdil olmuş  bir şekilde…

***

Aslında bu konu benim aklımda hiç yoktu. Papaz evlere bacadan giriyormuş,  kapı dururken bacalarda ne işi varmış, inanın ki hiç düşünmemiştim. Ama bir mübarek zat, zamanın Keşan Müftüsü Sayın Süleyman Yeniçeri sözleriyle benim gözlerimi açmıştı.  Sağsa Allah selamet versin,  Müftü Efendi yapmış olduğu açıklamada daha önce kimselerin aklına gelmeyen, ya da gelse bile ulu orta söylemeye cesaret edemedikleri bir düşünceyi  açık yüreklilikle ifade etmiş.

“Noel Baba baca ve pencereden giriyor. Ama doğru dürüst birisi olsaydı kapıdan girerdi. Bizde kapıdan giriliyor. Kur’an-ı Kerim’de “evlere kapıdan girin diyor. Neden bacadan giriyor ki?”

Tam 12 yıl önce söylenmiş olan bu sözlere şimdiye kadar kimsecikler çıkıp da bir cevap veremedi. Evet, Noel hayatta değil ama,  hiç mi yakını yok? Haydi diyelim ki, hısımı akrabası  da kalmadı, evlerinin çatılarını ve bacalarını adeta Noel’e tahsis eden, onun getireceği sözde hediyeleri bekleyen milyonlarca insan da mı çıkıp bir çift laf söylemez?

Şimdi bu satırları okuyanlar benim Yılbaşı kutlamalarına karşı olduğumu düşünüyorlardır. Ama öyle değil. Ben yılbaşı kutlaması yapıyorum. Bir yılı geride bırakıp yeni bir yıla girdiğimiz geceyi önemsiyorum. O günü mutlu bir şekilde kutlamak için çaba harcıyorum. Bunu yaparken de aklıma ne Hıristiyanlık ne de Noel Baba geliyor. Zaten Noel ile yılbaşı arasında yaklaşık bir haftalık zaman var. Noel kutlamaları ile yılbaşı kutlamalarının aynı olmadığını düşünüyorum. Zaten keyifli  bir akşam geçirmekle evlere bacadan girmeye çalışmak arasında nasıl bir ilgi kuruluyor, onu da anlamak mümkün değil.

Aslında Noel’i eskiden de sevmezdim. Yani Müftü Süleyman Efendinin sözlerinden önce de bu Noel’e karşı mesafeliydim. Noel ayağıyla dünya insanlarının büyük bir bölümü  birbirlerine hediye alma yarışına giriyorlar ve kapitalist sistemin çarkları her sene bu vesileyle adeta para basıyordu. Kendisine azizlik payesi verilen bir din adamının sermaye tarafından böyle kullanılmasını içime sindiremiyordum.  Bana göre bu Noel isimli rahip baba falan değildi. Sermayenin maşalığını yapan, her sene bu yolla milletin ceplerini  boşaltan bir reklam aracıydı. Adamın günahını almayayım; Kendisi elbette bu günlere erişip komisyon falan alamamıştır ama en azından azizlik payesine erişip başta çocuklar olmak üzere insan neslinin kalbinde taht kurmuştu. Ben de sırf kapitalizme ettiği bu büyük hizmetler nedeniyle Noel’e hep mesafeli  bakmıştım. Ama Müftü Süleyman Yeniçeri’nin açıklamalarını okuyunca ufkum genişledi. Demek ki  benim bu adamı sevmeyişimin başka nedenleri de varmış.  Aslında başka kuşku halleri de varmış.

***

Sahi, Noel neden kapı dururken illa ki bacadan girmekte ısrar ediyor?  Tövbe tövbe, insanın aklına türlü çeşit kuşkular geliyor. Düşündükçe daha fazla kuşkuya kapılıyorum. Elinin hediyesiyle geliyorsan çal kapıyı, açtıkları zaman da ver hediyeni. Sevinen çocuklar elini öpsünler. Sen de o meşhur “ho ho ho” şeklindeki kahkahaların atarak izin isteyip diğer eve geç. Hem böylesi  daha güvenli değil mi?

Belli bir yaşın adamısın.  Saçların ve sakalları bile pamuk gibi  beyazlaşmış. O yaşlarda damlarda,  çatılarda ne işin var? Karda kışta ayağın kayıp  da düşsen ne olacak? Millet işi gücü  bırakıp doktor doktor seni mi taşıyacak? Üstelik şömineler yansa bacadan gelen Noel ve hediyeleri de zarar görecek. Yanmasa, karda kışta millet üşüyüp hasta olacak. Aslında bu bacadan girme işi insanlığa karşı işlenmiş en zararlı işlerden biri. Ama buna rağmen bu yaşlı adam kapı yerine hep bacaları tercih etmiş.

İşte burada şüpheler ortaya çıkıyor. İnsan ister istemez kuşkuya kapılıyor. Bu Noel acaba Mart kedilerine falan özenip de çatılarda geziyor olmasın. Vebali boynuna elbette, ama Keşan Müftüsü  gibi  ben de şüphelendim. Bu işte bir iş var.

Diyanet İşleri müftü hakkında soruşturma başlatmıştı. Bence çok büyük bir hata ve haksızlık yapmışlar. Başka ülkelerde Kur’an’a ve peygamberimize hakaret edenler düşünce özgürlüğü adı altında himaye görürken bizim bir müftümüz  düşüncelerini açıkladığı için neden soruşturuluyor? Öğretilerinde  Müslümanlığa ters bir şey mi var?

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ali Sarayköylü - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Söke Ekspres Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Söke Ekspres Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Söke Ekspres Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Söke Ekspres Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.