Neden Böyle Oldu?

Mustafa:” Seni kaçıramam, seninle nişanlı değil miyiz? Bekleyelim evin tamiratı bitince düğün yaparız, kimsenin kalbini kırmadan evleniriz,” dedi. Kız suratını astı. “ Son kez söylüyorum,” dedi.

    Ayşegül:” Beni kaçırmayacak mısın? Ben de seninle evlenmem, nişanı atarım, sen yoluna ben yoluma,” dedi ve yüzüğü çıkarmaya başladı. Kız anlatmaya başladı:” Evde huzurum yok, sürekli baskı yapıyorlar annem tarafından, sen, beni en kısa sürede kaçırman gerekiyor,”dedi. Oğlanda;

    Mustafa:” Sonradan pişman olacaksan, şimdiden söyle; nikâh olmadan seni bırakır giderim,” dedi. Ertesi gün iş çıkışı Mustafa evlerine gitti. Ayşegül kapıda karşıladı. “Nüfus kâğıdını bulamamış”, karşılıklı oturdular.

     Mustafa:” Müsaadenizle benim eve gitmem gerekiyor,” dedi ve kalktı evine gitti. Akşam saat yirmibir sıralarında tuttuğu taksiye bindiler beraberce kaçtılar.

     Bu kaçma, kız tarafından istenildiği için gerçekleşti. Buna ne denir bilinmez! Mustafa’nın kalbi Süheyla için çarpıyordu. Taksiyle kaçarlarken yanında Süheyla oturuyordu. Mustafa’nın aklından, “Sevdiceğim günlerce benim yolumu gözlüyordur. Süheyla’m şu gaddar ablamı bir türlü ikna edemedim. Beni affet sevdiceğim. Senden başka kimseyi asla sevemem, nereye ve kime baksam hep senin o güzel yüzünü görüyorum,” diye düşüncelere daldı. Mustafa o gün iş dönüşü ablasının yol kenarında beklerken buldu.

     Hatice:” Mustafa, yanıma gel,” dedi. Devamla, “ Ayşegül’ü üzüyormuşsun, kardeşlerine söylerim sana öyle bir dayak attırırım ki, ne olduğunu şaşırırsın,” kızarak söyledi ve gitti. Mustafa’nın kalbi kırılmış, zoraki evlendirilmiş, büyük ablasının umurunda mı? Zalim kadının acıma duygusu yoktu, kardeşine destek olacağına, kızı destekliyordu.

     Mustafa’nın ilk çocuğu doğmuştu. Kendince mutlu olmaya çabalıyordu. Yıllar sonra işletmenin mühendisi odacısını yollamış: “Mustafa, mühendis seni çağırıyor,” dedi ve gitti. Mustafa atölyede elektrik motoru sarıyordu, hazırlandı mühendisin yanına gitti, kapıyı tıklattı, içeri girdi, birde ne görsün; Süheyla, Mustafa’yı görünce, oturduğu yerden kalktı ve hızla sarıldı. Mustafa’nın yanaklarından öpmeye. Kaç yılın hasretinden olsa gerek.

     Süheyla:” Mustafa’m, böyle mi anlaşmıştık? Seni yıllardır bekliyorum. Sen tek başına İstanbul’a gelseydin, babam seni garajdan alacaktı. Senden ayrıldıktan sonra tam bir hafta her gün seni otobüs garajında babamla birlikte bekledik. Seni bir türlü unutamadım,” dedi ve bunları söyledikten sonra ağlamaya başladı. Mustafa ne yapacağını, neler söyliyeceğii şaşırdı!

     Mustafa:” Affedersiniz mühendis bey, biz dışarıda konuşabilir miyiz?” Dedi ve dışarıya çıktılar. Misafirlerin sıra beklerken oturdukları bankın üzerine oturdular.

     Mustafa:” Ne desen haklısın, ablamı bir türlü ikna edemedim, yalvardım, ayaklarına kapandım, abla sevenleri ayırma, birbirimizi çok seviyoruz desem de, inadından kabul etmedi, beni affet sevgilim,” dedikten sonra kız oğlanın boynuna sarıldı hüngür hüngür ağlamaya başladı. İş arkadaşları iki sevgiliye bakıyorlardı.

     Süheyla, yüreği yaralı olduğu için, gözyaşlarını sildikten sonra:” bu dünyada kavuşamadık, öbür dünyada beraber oluruz. Kız beddua etmeye; İnşallah o ablanın hiçbir işi yolunda gitmez. Çocuklarının evliği yolunda gitmez,” dedi kızın gözyaşları yanaklarından oğlanın omuzua akmaya devam etti. İş yerinde mesai sonuna değin beraber yan yana oturdular, daha önce beraberken dolaştıkları yerleri, birbirlerinin gözlerinin içine bakarak beraber yedikleri tostu, hastaneden aldıkları ilacı hastanede vurdurmaya giderken el ele tutarak o anın bitmesini istemediklerin andılar. Beraberce iş yerini terk ettiler. Saat on dokuzda kalkacak otobüs biletini aldılar, kalkış saatinden önce lokantada yemek yediler. Otobüse binmeden önce; bir daha görüşemeyecekleri için birbirleriine sıkıca sarıldılar, birbirlerinin kokusunu içlerine çektiler. Süheyla otobüse bindi, karşılıklı el salladılar, otobüs gözden kayboluncaya değin, Mustafa ağladı.

     Eve gelince eşi kapıda karşıladı:” Hayrola neden geç kaldın? Ağlamışsın!” Deyince:” Bugün çok iş vardı, zamanında gelemedim, hırsımdan geç geldiğim için ağladım,” diye yalan söyledi.

     Ayşegül ile evlendiler. Hiçbir zaman sevemedi. İki oğulları oldu. Hayallerinde çocuklarının annesinin Süheyla olduğunu hayal ederdi. Çünkü İzmit’te ayrılırken birbirlerinin gözlerinin içine bakarak, hiçbir zaman ayrılmayacaklarına yemin etmişlerdi. Birbirleriyle evlenemezlerse asla başka biriyle evlenmiyecelerine söz vermişlerdi. Şimdi biri İstanbul’da, diğeri ise Söke’de yaşıyordu. Kalpleri hep birbirleri için atıyordu.

     Ayşegül nişanlı olduğu günlerden bir gün, Mustafa’yı yanına çağırdı:” Benim senden bazı isteklerim var,” dedi. Devamla:” Ben namaz kılarım, oruç tutarım, kur’an okurum, bunları benden esirgemiyeceksin, tamam mı?” Diye Mustafa’dan dilekte bulundu.

     Mustafa:” Bende oruç tutmaya çalışırım, namaz kılarım, kur’an okuyamam. Ben endüstri melek lisesi elektrik bölümünden mezunum. Elektrikçiyim ben.” Dedi.  Yıllar geçti. Ayşegül, evde kur’an öğrenmek isteyenlere okumayı öğretti. Birkaç yıl geçtikten sonra, hacı-hoca işlerine bakmak için bakım kitabı temin etmişti, manevi yönden kendini hasta kabul edenlere, kitaptan bakım yapıyordu. Mustafa’ya: “ben kur’an okuyorum, okumama karışma,” diye söylediğinde bir yerde kandırmış oldu. Mustafa sözlerini hatırlatınca; Ayşegül: Aman boş ver böyle şeylere, takılma bunlara,” demişti.

Devam edecek...

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Yaşar ÖRKELİ - Mesaj Gönder

# Söke

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Söke Ekspres Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Söke Ekspres Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Söke Ekspres Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Söke Ekspres Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.