Kuraklık

Kuraklığı, yalnızca yağmur veya kar yağışı miktarına bağlı olarak değerlendirmek oldukça yanlış olur.

Evet yağış miktarları kuraklık üzerinde oldukça etkili. Fakat bunun yanında kullandığımız su miktarı, yıl boyu mevsim normallerinde, hatta üzerinde yağmur ve kar yağsa da karşılanmayabilir.

Bu da kuraklığı kendi elimizle oluşturduğumuz anlamına gelir.

NASA gibi kuruluşların birkaç on yıldır, ısrarla yaptığı kuraklık uyarılarıyla birlikte, konunun uzmanı yerli bilim adamlarının da raporlarıyla; DSİ, Söke ovası başta olmak üzere, bir çok ova için geçtiğimiz yıllarda pek çok proje geliştirdi ve bazılarını hızla uygulamaya aldı.

Büyük Menderes Nehri üzerinde barajlar başta olmak üzere, değişik alanlarda yapay göletler ve yer altı barajları gibi projelerle bölgenin gelecekteki su ihtiyacı karşılanmaya çalışılıyor.

Söke Ovası gibi büyük, verimli ve batının en ucundaki bir ova için bu çalışmalar yeterli mi? Tabi ki değil.

Bundan 50 yıl önce Menderes Nehri’nin en parlak dönemlerinde, tatlı su kaynaklarımızı cömertçe denize döktük.

Daha o günlerde projelendirmemiz, hayata geçirmemiz gereken yer üstü ve yer altı barajlarını inşa etmedik. Bu barajların bölgeye sağlayacağı ekonomik geri dönüşlerinin uzağında kaldık.

Evsel, kentsel ve fabrika atıklarını tatlı su kaynaklarımızın içine bilinçsizce boca ettik.

Yine bilinçsiz zirai ilaç kullanımıyla Menderes Nehri’ni kirlettik.

Ekolojik dengeyi hızla bozduk.

Nehirdeki balıkları bırakın, kurbağa popülasyonunu bile yok ettik.

Nehir boyunca kuşların yaşam alanlarını ortadan kaldırdık.

Doğal olarak yetişen ve bölge halkının severek sofralarına taşıdığı yöresel bitki çeşitlerini de bu süreçte yok ettik.

Bilinçsiz sulama metotlarıyla ve bir zamanlar bilinçsizce açılan su kuyularıyla yer altı su kaynaklarını heba ettik.

“Kuraklık” sadece bu yüzyılın sorunu değilken, geçmiş kuraklıklardan yeteri kadar ders almadık.

Bir mevsim bolca aldığımız yağışı, diğer yıl için yeterli bulup, “kuraklık” kelimesini rafa kaldırdık.

Evlerimizde kullandığımız suyu da yine bilinçsiz şekilde tükettik. Tüketmeye de devam ediyoruz.

Oysa su zengini olmadığımızı, giderek de su konusunda fakirleştiğimizi hep birlikte göz ardı ettik.

Bilimsel verileri görmezden gelsek de, ben yine bir örnek vermek istiyorum.

Çünkü tüm örnekler ilgili kurumlar tarafından çalışılıyor, üretiliyor, gözümüzün önünde duruyor.

Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün resmi internet sitesi üzerindeki Standart Yağış Endeksi ve Meteorolojik Kuraklık Durumu haritalarından Ocak 2021 – Aralık 2022 dönemine ulaşabilir, inceleyebilirsiniz.

Bu haritalarda, bölgemizdeki kuraklığın hafif kuraklıktan, orta kuraklığa ve şiddetli kuraklığa doğru nasıl evrilmekte olduğunu görebilirsiniz.

Doğrudan ya da dolaylı olarak kullandığımız su miktarlarını belli bir düzeyde tutamaz, varolan su miktarından daha fazla tüketirsek, kuraklığı sürekli hale getirir, gittikçe daha fazla su ihtiyacı hissederiz.

Örneğin yapılan araştırmalar gösteriyor ki; Yağmur sularının sadece yüzde 30’u yer altı sularına karışmakta, geri kalan yüzde 70’lik bölümünden ne yazık ki faydalanamamaktayız.

İnsan nüfusu 21. yüzyılda birkaç kat artmasına rağmen, su tüketimi 7 kat artış göstermiş.

Kullanılabilir su kaynaklarının yüzde 18 lik dilimini evlerde, yüzde 10’nunu endüstride ve geri kalan yüzde 72’lik büyük dilimini ise tarım sektöründe kullanıyoruz.

Genellikle Salma Sulama* (vahşi sulama) nedeniyle büyük su kayıpları yaşıyoruz.

Suya ihtiyacı olan bitkiyi sulamak yerine, toprağı suluyor ve yaptığımız bu sulama tekniğiyle hem toprağa, hem de bitkiye zarar veriyoruz.

Benzer hatayı, modern sulama sistemlerini tarlasına taşıyan çiftçilerimizin bazıları da yapıyor.

“Çok su verirsem, çok ürün alırım” mantığıyla Damla Sulama Sistemini de zaman zaman yanlış kullanılıyor.

Ülkemizde yapılan araştırmalara göre, 2030 yılında tarımsal sulamada su talebimizin yüzde 30 artacağı tahmin edilmekte.

Bu nedenle ilçemizin de en kısa sürede; Damla Sulama, Yağmurlama Sulama, Basınçlı Sulama modellerine yönelmesi lazım.

Tabi bunun için tüm sulama kanallarının, Borulu basınçlı sisteme uygun hale getirilmesi gerekiyor.

Bunun yanında evlerde ve endüstride kullanılan su miktarlarının da mümkün olan en tasarruflu şekilde kullanılması şart.

Ayrıca bölgemizin ağaçlandırılması konusunda da çok ciddi çalışmalar yapılması gerekiyor. Sadece çevremizdeki dağ ve ovalarda değil, karayollarının her iki yanının ve şehir merkezinin de hızla ağaçlandırılması gerekiyor.

Bu ağaçlandırma çalışmalarına, ilçemizde OSB ve çevresinden başlamalı ve ağaçlandırmayı Söke çayının her iki yanına da hızla uygulamalıyız.

Kısaca toparlamak gerekirse, bir yandan bölgemizde yağış miktarları azalıp, Menderes Nehri zaman zaman kururken, bölgemizde yapımı süren yer üstü ve yer altı barajlarının, sulama kanallarının ve göletlerin önemi daha iyi anlaşılıyor.

Su konusunda ortak akla uygun, ortak eylem planlarıyla önümüzdeki yıllarda sürdürülebilir tarım ve sürdürülebilir endüstri mümkün olur.

Hem merkezi yönetimin, hem belediyelerin, hem sanayi kuruluşlarının, hem de sivil toplum kuruluşlarının “Su” konusunda ortak projeleri şekillendirmeleri, hayata geçirmeleri, yıl boyunca gündemde tutmaları şart.

Konuyu şimdilik aşağıdaki “Ürün/Tüketilen Su Miktarı”nı gösteren örnek bir tabloyla sonlandırmak istiyorum.

Suyu doğru kullanmak, su israfını en aza indirmek ve su kaynaklarını korumak hepimizin ortak görevi.

Unutmayalım ki “Su Hayattır”...

* Salma Sulama (vahşi sulama) Yöntemi Salma sulama yönteminde, tarla başı kanalından tarla parseline alınan su parsel boyunca arazi üzerinde rast gele yayılmaya bırakılır. Su toprak yüzeyinde ilerlerken bir yandan da toprağın su alması (infiltrasyon) ile toprak içine girer.”

ÜRÜN MİKTARI

HARCADIĞI SU (LİTRE)

Su yarım pet şişe 5,5

Bardak süt 200ml 200

Çay 1 fincan,3 gr çay 28

Kahve 1 fincan, 7 gr kahve 140

Kola 1 litre 9

Elma suyu 1 bardak (200 ml) 190

Bira 1 bardak (250 ml) 75

Şarap 1 kadeh (125 ml) 120

Buğday 1 kg 1300

Ekmek 1 dilim 40

Pirinç 1 kg 3400

Pilav 1 porsiyon 100

Patates 1 kg 900

Soya 1 kg 1800

Şeker 1 kg (şeker kamışından) 1500

Küp şeker 1 adet 7,5

Portakal 1 adet (100 gr) 50

Portakal suyu 1 bardak (200 ml) 170

Elma 1 adet (100 gr) 70

Domates 1 kg 180

Peynir 1 kg 5000

Biftek 1 kg 15500

Hamburger 150 gr biftek 2325

Koyun eti 1 kg 6100

Keçi eti 1 kg 4000

Tavuk eti 1 kg 3900

Yumurta 1 adet 200

Hindistan cevizi 1 kg 2500

Dondurma 1 külah 1500

Kahve 1 kg 21000

Çay 1 kg 9200

Yumurta 2 adet 400

Karpuz orta boy 175

Tişört 250 gr pamuk 2700

Kot pantolon 1 kg pamuk 10800

Ayakkabı 1 kg deri 16600

Otomobil 1 adet 300-400 m3

rafine petrol 1 varil 7000

biyodizel 1 litre 11000

çelik 1 kg 240

Kağıt 1 adet A4 10

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İbrahim Özgezici - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Söke Ekspres Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Söke Ekspres Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Söke Ekspres Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Söke Ekspres Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

01

Halil Güven - Yani "Sen eşeğini sağlam kazığa bağla ondan sonra Allah'a emanet et"... Tebrikler canım kardeşim:)

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 22 Şubat 13:11