Her Şeyde Dışa Bağımlıyız

Bir önceki yüzyıl sanayi yüzyılıydı diyebiliriz. Öyle ki, insanlık geleceğini endüstrileşmede görüyor, bunun için de çeşitli alanlarda fabrikalar kurma yarışı içine giriyorlardı. Rahmetli Necmettin Erbakan’ın her vesileyle dile getirdiği “ağır sanayi hamlesi” söylemi de bu hevesin bir göstergesiydi. Endüstri devrimini önce tamamlayan ülkeler bu konuda başarılı da oldular ve ileri bir refah seviyesine ulaştılar. Ancak; bu hedefe ulaşırken görmezden geldikleri, önemsemedikleri  büyük çevre tahribatlarından da kaçınmadılar.

Hava kirletiliyordu. Başta akarsular ve denizler olmak üzere sular kirletiliyordu. Bazı canlı türleri bu kirlilik nedeniyle yok olma sınırına gelmişlerdi.  Buna rağmen insanların gözü dönmüş, hiçbir pişmanlık yaşamadan katliama devam ettiler. Zaten insanlara acımayan başka canlılara mı merhamet edecek?

O zihniyet dünyayı olduğundan da büyük gördüğünden yaptıkları pislikler az gelişmiş ülkelerde depolayarak güya kendilerini kirlilikten koruduklarını düşündüler. Geldiğimiz noktada dünya giderek kirleniyor ve çölleşiyor.

***

Aslında dünyanın karşı karşıya olduğu en önemli sorun beslenme ihtiyacıdır. Bizde bu konu önceleri çok küçümsendi. “Bir vagon buğday verip küçücük bir makine parçası alabiliyoruz” diyerek tarımsal üretimi küçümseyenler bugünkü gıda enflasyonunun ve de dışa bağımlılığın sebebidirler.

Bakınız, dünyada tarımsal üretimi kendi kendine yeten az sayıdaki ülkelerden biriyken şu anda tahıldan bakliyata,  endüstri bitkilerinden yağa, meyveye kadar her türlü gıda ürününü ithal eden durumlara geldik. Özellikle son yıllarda bu konudaki politikalar öylesine yanlış oluşturulup tarım sektörü  ihmal edildi  ki, komşularımız arasında çıkan bir savaşta biz yağ ve buğday bulamama tehlikesiyle karşı karşıya kaldık. 

Türkiye hayvan ihraç den bir ülkeydi. Şu anda karkas et ithal eder duruma düştük ve et ürünleri artık dar gelirli vatandaşlarımızın ulaşabileceği fiyatların çok üstünde satılıyor.

Süt ve süt ürünlerinde de durum farklı değil. Doğrusu market raflarında bulunan süt paketlerine elimizi bile uzatmaya çekinir olduk. Galiba hayvansal gıdalardan satın alabildiğimiz tek ürün yumurta oluyor. Ne de olsa üç lirayı bulup vermek bir şekilde mümkün olabiliyor.

***

Son söz; sevgili okuyucu, üretim zor iştir. Meşakkatli iştir. Kazancı çok fazla olmayan ama zahmeti fazla bir iştir. Yani iş dünyasının heves edeceği işlerden değildir. Onlar daha ziyade “al-sat” işlerinden kolay para kazanma yolunu seçiyorlar. Tabi bir de ihalelerde iş alıp para kazanma yolları var.

Sonuçta milletin efendisi olarak üretip bizleri doyuran köylümüz sorunları çözülmediği için üretimden çekilince her şeyimizle dışa bağımlı hale geldik. Ak Partili dostları çok sinirlendirip üzen soğan muhabbetleri yapılmaya başlandı. Kendilerince duruma bir açıklama getirip “biz de İHA yaptık, SİHA yaptık, Kızılelma, dünya bizi kıskanıyor” muhabbetlerine başlıyorlar ama ABD’den modası geçmekte olan F-16 uçaklarını istemeye de devam ediyoruz.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ali Sarayköylü - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Söke Ekspres Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Söke Ekspres Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Söke Ekspres Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Söke Ekspres Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.