EKODOSD Çevreci Falan Değil

Benim için EKODOSD falan gibi sözde çevre dernekleri hikaye.  Bakın, yıllardır Beşparmak Dağlarımızda bir çevre katliamı yaşanıyor. Bakmaya doyamadığımız o güzellikler gözümüzün önünde yok edildi. Yüzlerce dekarlık alan uzaydan bile görülecek bir kelliğe dönüştürüldü.

Bütün bunlar olurken EKODOSD lüks otel salonlarında sözde bilimsel toplantılar yapıp “Latmos milli park olsun” diye fiyakalı söylemler ortaya atıyordu.  Hakkını yemeyelim, arada bir leylek saymaya ve hatta meşhur Burunköy Canavarını beklemeye de gitmişlerdi.

***

Bakınız, geçen hafta sosyal medyada gördüğüm bir paylaşım buralarda durumun aylardır kıymetler koparılan Akbelen zeytin katliamından da kötü olduğunu gösterdi. Halbuki  ben artık bunları yazmaktan usanmıştım. Çünkü insanların olaylara bakış açısı o kadar farklı ki?..

Biz “ağaç katliamı, doğanın zarar görmesi” gibi laflar ediyoruz ya, birileri de çıkıp bu lafların “Reis”i güç durumda bırakmak için çıkarıldığını iddia ediyor. Yani susmamız lazımmış. Gördüğümüzü görmezden, duyduğumuzu duymazdan gelen dilsiz şeytanlar olmamız isteniyor.  Yani birkaç yüz bin ağaç yok olsa, bir bölgenin iklimi tamamen değişse, insanlar köylerini, evlerini, ekmek teknelerini terk etse, bunlar önemli değil. Önemli olan, Reisimiz güç durumda kalmasın…

Reis niye güç durumda kalsın kardeşim? Sorunları bilmek kendisini güç durumda bırakmaz, tam aksine, konulara olan hakimiyetini arttırır.

***

Evet, çevreci dernekler kendi reklamlarını ya da finansörlerinin çıkarlarını düşünürken bir yiğit insandan söz etmiştim. Çavdar Köyü’nün eski muhtarlarından İhsan Karagöz o dağları korumak için adeta tek başına büyük bir mücadele veriyor. Dayak da yedi, mahkemelere düşüp para  cezalarına da çarptırıldı. Hiçbir şekilde yılgınlık göstermedi. 

Sevgili okuyucu, meslek hayatım süresince pek çok sıra dışı öğrencim oldu. Ben onları “fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür” insanlar olarak yetiştirmeye gayret ettim. İçlerinde yüksek öğrenimlerini tamamlayanlar da oldu, ilkokuldan sonra okumayanlar da…

İstisnasız olarak hepsi de sivil toplumda çok başarılı katkılar veren liderler  ve iyi insanlar oldular.  Ben de onlarla gurur duydum.

İhsan şimdi de çok önemli bir konuyu gündeme taşıma çabasında. Sürekli okuyucularım hatırlayacaklardır; geçtiğimiz günlerde Sarıçay Barajını gündeme taşıyarak, yapımının çok geciktiğinden, Söke ve Kuşadası çevresine içme suyu da sağlayacak olan bu barajın hizmete girişini benim yaşımdakilerin görmelerinin mümkün olmadığından söz etmiştim.

Galiba bu barajın hizmetlerinden yararlanmamak bir şans olacak. Bakınız, baraja su taşıyacak olan dereler ve sel yatakları hem uranyum kuyuları üzerinden, hem de kuvars madenleri kalıntılarından su sağlıyormuş. Yani bir anlamda suyla birlikte zehir de taşıyorlar.

Numuneler alınıp tahlil için gönderilmiş de sonuç ne gelir bilmiyorum. Zeytin ve fıstık çamı katliamından sonra bu da başka bir darbe oldu. Ne diyelim; Allah yardımcımız olsun.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ali Sarayköylü - Mesaj Gönder

# Söke

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Söke Ekspres Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Söke Ekspres Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Söke Ekspres Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Söke Ekspres Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.