Nasıl Öğretmen Oldum?

24 Kasım Öğretmenler Günüdür. Böyle günlerde bizleri  yetiştiren öğretmenlerimizi aramak ve anmak  bir erdemliktir.Öğretmenlerini arayanlara selam olsun. 24 Kasım Öğretmenler Günü kutlu ve mutlu olsun. Ayrıca göreve yeni başlayan genç meslektaşlarıma başarılar ve bu mesleği yaşayanlara  sağlıklı günler diliyorum.

Nasıl öğretmen oldum? Aslında bunun uzun bir hikayesi var. Ben sadece   biraz özet halinde  yazacağım.

Kızıltepe Ortaoku’nda okuyordum. Hep öğretmen olmayı düşünüyordum. Öğretmen okulları  sınavlarına girdim. Başarılı olamadım. Diyarbakır Erkek İlköğretmen Okulu’nda okuyan bir abimiz vardı Mehmet Demir. Yatılı olmak için   sınavlara girdiğimi  söyledim, kazanmadığımı ifade etti m. Bir dilekçe yazmamı  söylediler. Düzenli çizgisiz beyaz bir kâğıda  kendi el yazımla    Diyarbakır Erkek İlköğretmen Müdürlüğü’ne yazdım. Gündüzlü olarak   devam etmemi ifade ettim.  Bu dilekçeyi   Temmuz ayında yazmıştım, Cevabı  eylül ayı başlarında geldi.

Hatırladığım kadarıyla aynen  şöyle yazmışlardı:

        Sayın Abdülkadir Güler,

Dileğiniz kabul edilmiştir, 28 Eylül 1961 günü  okulda   hazır bulunmanız gerekir.Bilgilerinize rica ederim.

Nuri Arısoy Okul Müdürü

Durumu abi olarak saydığım aynı okulda öğrenci olan  Mehmet Demir’e gidip bana mektup geldiğini söyledim. Mektubu birlikte okuduk. Mehmet Demir aynen bana  şöyle dedi:

-Kadirciğim, Sınava giderken giyimin  yerinde olsun. Bir kat siyah elbise giy, beyaz gömlek, kravat tak ve ayakkabın   boyalı olsun.  Ayrıca  konuşurken  az ve öz konuş. Hiçte heyecanlanma. Zaten   sınav sözlü yapılacak.  Okul yatılı olduğu için   alacakları  kız  ve erkek sayısı 20 ’ i geçmez“ haydi başarılar diliyorum “ dedi. Sınav günlerini   heyecanla bekliyordum.  Sınavdan birgün önce  Kızıltepe’den Diyarbakır’a   gittim. Diyarbakır’da  sınav yerini öğrendim. Zaten  Diyarbakır Erkek İlköğretmen Okulu  Dağkapıda idi. 28 Eylül sabahı saat 10 da adı geçen okulda idim. Bana bir numara verdiler 38’inci sıra da idim. Ben ancak öğleden sonra sınava girebildim. İçeriye girerken sınav komisyonunda üç, dört öğretmen vardı. İlk soruları  “  kendinizi tanıtınız “ dediler. Kendimi  kısaca  tanıttım. Komisyonda bir öğretmen “ Sen şiiri  sever misin, bize bir şiir oku “ dediler.

Şiiri sevdiğimi  söyledim  ve Yahya Kemal Beyatlı’nın  “

AKINCILAR “

adlı  şiirini  ezberden okudum.

Bin atlı, akınlarda çocuklar gibi şendik;

Bin atlı o gün dev gibi bir orduyu yendik!

Ak tolgalı beylerbeyi haykırdı: İlerle!

Bir yaz günü geçtik Tuna’dan kafilelerle...

Şimşek gibi bir semte atıldık yedi koldan.

Şimşek  gibi Türk atlarının geçtiği yoldan.

Bin atlı, akınlarda çocuklar gibi şendik;

Bin atlı o gün dev gibi bir orduyu yendik!.

Ben bu şiiri  okuduktan sonra bir başka  öğretmen bana aynen şöyle dedi:

-Oğlum, havalar oldukça sıcak,bu takım elbise neyin  nesi?   Üstelik kravat ta takmışsınız. Bu  seni rahatsız etmiyor mu?

-Ben de  aynen şöyle dedim:

Sayın Hocam,  ben öğretmen olacağım, öğretmen düzgün giyinmelidir, tertipli ve düzenli olmalıdır “dedim.

- Tamam çıkabilirsiniz  “ dediler.

- Ertesi  gün okula gittim, heyecanla durumu bekliyordum.

kazananların  adları okundu,  “ Abdülkadir Güler  1. Gelmiştir”  dediler. Ben artık  bu okulun gündüzlü yani paralı  bir öğrencisi  olmuştum.  Kayıt işlerini yaptım. Diyarbakır’da  Alipaşa Mahallesinde  teyzemlerde  kaldım. Gündüzlü okumak bana çok zor geliyordu. Özellikle öğle vaktinde eve yemek yemeğe giderken çoğu zaman geç kalıyordum. Okul ile  kaldığım  ev arası  bir hayli uzaktı. O günlerde dolmuş da  yoktu. Paytonlar vardı.  Ona da  gücüm yetmiyordu…Yaya gitmek zorunda idi. Üç ayım böyle geçti…Unutmadan söylemek istiyorum:  Hayırsever ve konuksever  teyzemlere sonsuz teşekkürler. Onlar olmasaydı  -Diyarbakır’da okuyamazdım.Sevgili teyzemi rahmetle anıyorum…

Yatılıya geçmek için  Okul Müdürümüz Sayın Nuri Arısoy’a gittim.Yatılıya geçmek istedim.  Bana olmaz dediler. Ayrıca  yatılıya geçmek için  bir sürü şartlar ileriye sürdüler. 

Buna göre:

1- Gündüzlüden yatılıya geçmek isteyen öğrencinin sene içinde aldığı notları  8 ‘den aşağı olmaması lazım,

2- Disiplin  cezası hiç almaması  gerekir,

3- Öğretmenler Kurulunda hangi öğrencinin yatılıya geçmesi konusunda bu  kurulun karar vermesi gerekir.

Ben bunları beklemeliydim. Düşündüm, taşındım zamanın Cumhurbaşkanı Sayın Cemal Gürsel’e bir   dilekçe ve bir mektup  yazdım. Tertemiz  çizgisiz bir kâğıda 3 sayfalık bir yazı, yazıyı mavi dolma kalemle özenle ve el yazı ile yazdım. Yazdığım  mektubu üç kez gözden geçirdikten sonra düzgün bir zarfa koyup   Diyarbakır’dan Cumhurbaşkanımız Sayın Cemal Gürsel’e  gönderdim. Sayın Cemal Gürsel  bu mektubu Milli Eğitim Bakanlığına gönderiyor ve “ Gereğini düşünün “ diyor.  Milli Eğitim Bakanı da  adı geçen mektubu  Diyarbakır Valisine gönderiyor.  Vali’de Erkek İlköğretmen Okulu’na gönderiyor ve “gereğini yapın” diyor. Yine    bir  sınav ilanı veriliyor ve sadece 5 öğrenci alınacak diye   duyuru yapıldı. ( Hiç unutmadan yazayım: Dönemin Cumhurbaşkanı  Sayın Cemal GÜRSEL ve dilekçemi  ilgili birimlere gönderenlere sonsuz teşekkürler. Sayın GÜRSEL’i  rahmetle anıyorum. Bir yerde öğretmen olduğumu ona borçluyum. Gerçi  27 Mayıs 1960 darbesini  O yapmıştı. Ben bu konuya değinmek istiyorum. Bu işi tarihçilere bırakıyorum…

İlk sınava giren ben oldum. Sadece bu dilekçeyi nasıl yazdınız ? dediler.  Ben yazdım,  ben gönderdim dedim.  Bu mücadeleden dolayı beni tebrik ettiler. Nihayet yatılı  bir öğrenci oldum. ( 1961- 1964 ),  yaz döneminde mezun oldum. Ve ilk tayin yerim  Kırşehir ili, Çiçekdağı  ilçesine  bağlı  Demirli Köyü oldu.

Bu arada beni  yetiştiren  bazı öğretmenlerimi de  anmak isterim: İlkokuldan  Hıdır Oran,  A.Rahim Akpolat,  Ortaokulda   Hayati Hamzaoğlu,Şevki Öcal, Eşi Nezihe Öcal, Fuat Çetin, Mehmet Temiz, Melahat Yıldırım, Diyarbakır Erkek İlköğretmen Okulu’ndan Erdoğan Toker, Halis Biçer,Leman Güllü ( Aykal ),İsmail Mercan, Okul müdürümüz Nuri Arısoy, daha sonra  Şükrü Orhan oldu.   Bir süre  ilkokul öğretmeni olarak görev yaptıktan  sonra  1970-1973 yılları arasında Diyarbakır Eğitim Enstitüsü  Türkçe Bölümü’ne devam ettim ve buradan da  mezun oldum.  Öğretmenlerimden Günay Karakan, Sıtkı Sağlam, Ülkü Aydın, Cengiz Aydın, Leman Güllü (Aykal)  adlı öğretmenimiz vardı.  Bu dönemde  Sayın Şükrü Orhan da yine okul müdürümüz idi. Bir kısmını hatırlayamadım. Beni bağışlasınlar.

Bu gün bu öğretmenlerimizden  bazıları   yok aramızda, olmayanları saygıyla ve rahmetle anmak istiyor ve yaşayanlara  sağlıklı günler diliyorum.

Öğretmen ve idareci olarak  Kırşehir, Mardin,Kızıltepe, Diyarbakır, Şanlıurfa ( Hilvan, Akçakale, Suruç ) üçgeninde Yatılı Bölge Okullarında    idareci ve  Türkçe öğretmeni olarak  görev yaptım. 1985 yılında Söke İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’ne Şube Müdürü olarak  atandım. O günlerde Milli Eğitim Müdürümüz Sayın Musa Avcı idi. Burada  9 yıl  çalıştım. Çalışan arkadaşlarımdan  ve Musa Avcı’dan çok yakınlık gördüm.  Sonradan ters bir rüzgar esince  Ordu İli Çamaş İlçesine   tayinim çıktı.  Çamaş’ta mesleğimin en güzel günlerini burada yaşadım. 1985 yılında   kendi isteğimle İlçe Milli Eğitim Müdürü olarak  emekliye ayrıldım. Mesleğime hiç doymadım. Bu mesleğimi çok seviyordum.  Bir daha dünyaya gelirsem yine  öğretmen olmayı tercih ederim. Hem de bir dağ köyünde   öğretmen olarak görev yapmak isterim. Çünkü öğretmenlik kutsal bir meslektir.    

Sözün  özü, zor şartlarda öğretmen oldum. Liseden sonra üç ay kurs görüp öğretmen olanları da gördüm… İyi ve başarılı bir öğretmendim.  Köyümü, öğrencilerimi ve  öğrenci velilerimi     sevdim.Onlara hep saygı duydum. Öğrencilerimle gurur duydum.  Onlara verdiğim emeği inanın öz çocuklarıma veremedim.  Çünkü  eve yorgun geliyordum. Bu işin bir başka hikayesi var…    

Sonsöz: 24 Kasım Öğretmenler  Günü kutlu olsun. Öğretmenler Günü münasebetiyle  göreve yeni başlayan değerli öğretmenlerimize  başarılar diliyorum.  Aramızdan ayrılanları bir kez daha  rahmetle ve saygıyla  anıyorum. Hoş ve esen kalınız efendim.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Abdülkadir Güler - Mesaj Gönder

# Söke

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Söke Ekspres Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Söke Ekspres Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Söke Ekspres Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Söke Ekspres Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.