Her Şey Aynı

Orta Yaş Bunalımını birazda şu açıdan değerlendirmek gerekir: Delikanlılığın hızının gitmesiyle beraber genel olarak “Heyecanlarda” azalmalar, “Yeni” denilen herşeyden duyulan isteğin törpülendiği, uzun yıllara yaklaşan evlilikler, çocukların ergenlikleriyle çatışma halleiyle baş etme zorunluluğu, para kazanılan mesleklerde başlayan bıtkınlıklar.....

24 saatlik birgün içersinde yapılan faliyetlerin her değişen günle beraber birebir aynı olması belkide insanı bu Orta Yaş Krizine sürüklemektedir: Hafta içi işe yetişme telaşıyla her sabah saat 6.30 da yataktan fırlanamlar, keyfe göre arada peynir çeşitlerinin değiştiği, uyku açsın diye sütlü kahvelerin içildiği benzer kahvaltılar... 7.15 metrosuyla hareket... Metroyu beklerken hiç sekmeden hergün görülen saçları toplu, üzgün ifedeli sarışın kadın... Trende hep aynı yerde oturan sabahın köründe elinde gazete sayfalarını çeviren sıkıcı görünümlü, kalın çerçeve gözlüklü adam....

Sabit 12.00 de öğle yemeği esnasında işin zorluklarından, hayat pahalılığından, o sırada orada olmayan çalışma arkadaşları üzerine yapılan dedikodular......  Ve bunların üç aşağı beş yukarı her gün tekrarlanması...

Öğleden sonra usanma duygusunun bedeni esir almasıyla sık sık saate bakmalar, can istemesede sırf değişiklik olsun diye içilen çaylar...

Akşam eve gelindiğinde genelde sadece çatak-bıçak seslerinin hakim olduğu akşam yemekleri, eşle yapılan görev paylaşımı konularının yoğun olduğu ve anonim şirket toplantısı havasında olan konuşmalar... Sonrasında farklı odalarda bulunan televizyonlu hanelerde erkeğin futbol maçı, kadının 2 saati aşan dram kokan diziler izlemesiyle ayrı ayrı mekanlarda geçirilen vakitler....

Zamanla birlikte yeryüzündeki herşeyin değiştiği gerçeği bilinmektedir. Yaşlar ilerlemekte bununla birlikte eski dinamizimde azamlaktadır. Fakat bizim gibi ortadoğu coğrafyasında hayatı yeniden keşfetmek, yeni hobiler edinmek, yaşamı renklendirmeinin yollarını aramak pek rağbet edilen unsurlar değildir.

Bizlerde yüzeysel olarak Orta Yaş Bunalımı denilen olgu birazda insanın kendi kabuğuna kapanarak oluşturduğu bir kavramdır. Akışa kendini bırakmış, kaderci, sinmiş, şikayetlerle bezenmiş hayatlarda vardır ancak orta yaş bunalımları....Birde bunlara geleneksel dokunun hakim olduğu, elalemin ne dediğinin çok önemsendiği atmosferlerde eklenince hayat daha da çekilmez bir hal almaktadır.

Oysa ki kısacık olan şu ömürde yaratıcılığı ilke edinen duyguların etkisiyle yenilikçi, açık fikirlerle aslında yaşamın her saniyesinden keyif almak mümkün. Yeter ki bunu isteyelim.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Dr. Cem Günay - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Söke Ekspres Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Söke Ekspres Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Söke Ekspres Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Söke Ekspres Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.