İnsana Ve Cenazeye Saygı

Kendimi bildim bileli sevdiğim, saydığım, değer verdiğim; ailem, akrabam ya da yakın çevre ve iş ortamımdan yüzlerce insanın cenazesine katıldım.

Sizler de benzer şekillerde cenaze törenlerine katılım sağlıyorsunuz.

“Cenaze Töreni” denildiğinde benim ilk aklıma gelen şey; “Ölen kişiye ve ailesine saygı”dır.

Bu dini açıdan da böyledir. Kültürel açıdan da böyledir. İnsanlık tarihi açısından da böyledir.

Örf, adet, halk bilimi açısından da böyledir.

Bunun aksini düşünmek bile mümkün değil.

Cenazeye katılmanın, cenazede bulunmanın, cenaze törenine eşlik etmenin bir usulü ve adabı vardır.

“Saygı”, “Sükûnet” ve “Tevazu” çerçevesi içinde o cenazedeki acı paylaşılır, son görev yerine getirilir. Aileye, yakınlarına başsağlığı dilenir, ihtiyaçları varsa sessizce giderilir ve cenaze töreninden gelindiği gibi “Sessiz, saygılı ve sükûnet” içinde ayrılınır.

Fakat son yıllarda katıldığım cenaze törenlerinde ne yazık ki bunun tam tersi manzaralarla karşılaşıyorum.

Cenaze evinde, camide ve mezarlıklarda insanlar ikişer, üçer beşerli gruplar halinde kümeleniyorlar. Az ötede acıyı en derinden yaşayan ailenin ve yakınlarının acısını görmezden gelip, hafiften gülüyor, şakalaşıyor, günlük sohbetlere, konuşmalara dalıyorlar.

Bu da yetmiyor; cami avlularında, caminin hemen önünde, dışında tanınmış kişilerle fotoğraf çektirme yarışına giriyorlar.

O sırada henüz musalla taşı üzerinde olan cenaze ve cenazenin yakınları herkesten “Sessizlik, Saygı ve vakur bir tavır” bekliyor.

Bu tavırlar ne yazık ki ölen kişinin okunan mevlidlerine, yedisine, elli ikisine, ölüm yıldönümlerine kadar her yerde giderek artıyor.

Bunların tamamı bize yakışan davranışlar, tavırlar değil.

Biz bu değiliz.

Bizim çocukluğumuzda sokağın en ucunda biri öldüğünde bir hafta televizyon açılmazdı.

O sokaktan geçerken bile gülünmezdi.

Cenaze evine gidip yemek yemek akla gelmezdi.

Tam tersine cenaze evine herkes gücü ölçüsünde yemek yapar, komşular arasında imece usulu yardımlaşılırdı.

Gülmek, yüksek sesle konuşmak, abartılı giyinmek, hatta sakız çiğnemek bile hoş karşılanmazdı.

Biri öldüğünde hangi evde öldüğüne bakılmaz, kendi evinin cenazesi kabul edilirdi.

Acı yakından hissedilir, içten samimi olarak cenaze törenine, mevlidine, hayırlarına saygılı bir şekilde gidilirdi.

Cenazelerde bir köşeye kümelenip günlük sohbetler etmek hoş karşılanmazdı.

Hele hele cenazelerde fotoğraf çektirmek kimsenin aklının ucuna dahi gelmezdi.

Günümüzde her şey hızla değişti.

O güzel tavırlarımızın bir çoğunu ne yazık ki kaybettik.

Cenaze törenlerinin ne anlama geldiğini unuttuk.

Oysa daha dün biz böyle insanlar değildik!

Dönüp dolaşıp aynı şeyleri yazmak istemiyorum.

Fakat aklıma gelen şu soruyu sormadan da edemiyorum:

Cenazelerde fotoğrafı veya videoyu kim çeker?

Görevi gereği orada bulunan gazete muhabirleri, televizyon kameramanları değil mi?

Onlar da uzun yıllardır edinlikleri iş etiği ve profesyonellik gereği, cenaze töreninin akışını bozmadan ölçülü bir biçimde görevlerini yerine getirirler.

Cenaze töreni olması gerektiği gibi başlar, fotoğraf kareleri, videolar olması gerektiği gibi “Acıyı, hüznü, teselliyi” ölçülü bir kadrajla bizlere yansıtır değil mi?

Peki uzun yıllardır bu durum böyle mi?

Böyle mi olmalı?

Bizim biran önce kendimize çeki düzen verip, “Saygı”, “Sükûnet” ve “Tevazu”yu toplumun her alanında olması gerektiği gibi, özellikle de cenaze törenlerine taşımamız gerekiyor.

Yoksa bir gün kendi musalla taşımızın etrafında bu özelliklere sahip insanlar arayacağız!..

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İbrahim Özgezici - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Söke Ekspres Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Söke Ekspres Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Söke Ekspres Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Söke Ekspres Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.