Söke’nin Bekledikleri! Sökelinin Bekledikleri!

Yerel seçimlere kısa bir süre kaldı.

Şehri yönetmeye aday olan “Aday adayları” da kendilerini ve projelerini tanıtmak için çalışmaya başladılar.

Değişik meslek gruplarından aday adayları “ Söke”yi yönetmek ve geleceğine yön vermek için “Ben de varım” dedi.

Buraya kadar sorun yok.

Demokrasinin olmazsa olmazı seçimlerdir.

Seçme ve seçilme hakkına sahip her Türk vatandaşı; bilgisine, birikimine, çalışacağı kadrolara olan inancı ve güveniyle şehri yönetmeye talip olur.

Plan ve projelerini tanıtır, ziyaretlerde bulunur, bilgilendirme, tanıtım toplantıları yapar ve oy ister.

Bizim konumuz bu değil.

Bunları zaten her seçim döneminde klasik olarak yaşıyor görüyoruz.

Biz konuya başka bir pencereden bakalım.

Bugüne dek Söke’nin, çevresindeki şehirler göz önüne alındığında yeterince gelişmemiş olmasının, ürettiği katma değerin karşılığını tam olarak alamamasının ana sorunlarından birine odaklanalım.

Şehirde yaşayanların beklentileri olduğu gibi, şehirlerin de yaşayanlardan, yönetenlerden beklentileri vardır.

Seçim dönemlerinde vaatler sıralanırken ne yazık ki “şehirde yaşayanların” beklentileri üzerinden bir projeksiyon ortaya konur.

Çünkü bu o şehirde yaşayan insanlar tarafından kolayca karşılık bulur.

Şehrin beklentileri konusuna girilmez, girilirse de ucundan kıyısından geçiştirilir.

Çünkü şehrin beklentileri günübirlik değildir.

Şehrin beklentileri makro (büyük) ölçeklidir.

Bunları gerçekleştirmek hem planlama, hem uygulama, hem de ekonomik olarak çok da kolay olmadığı için günü birlik vaatlere yönelinir.

Şehirde yaşayanların beklentileri de ikiye ayrılır.

Biri bireysel beklenti.

Diğeri toplumun daha geniş kesimlerinin faydasına olan beklentiler.

Örneğin müteahhide kat karşılığı vermek istediği arsasının, eski evinin 4 kat değil de 15 kat imarlı olmasını arzu etmek bireysel beklentidir.

Bir de yaşadığı mahalleye “Park”, “Okul” ya da “Sosyal Alan” gibi talepleri dile getirmek, topluma dönük kazançlardır. Talebi yapan kişinin o an için bireysel kazancı var gibi görünse de özünde topluma faydalı beklentidir.

Kısaca şehirde yaşayanların istekleri bu iki madde üzerinde yoğunlaşır.

Kendi sokağındaki çukur kapanınca, toz toprak içindeki sokak cadde asfaltlanınca, kendisini rahatsız eden çöp bidonu uzaklaştırılınca, evinin, işyerinin önünde ve sürekli kullandığı yol üzerinde belediyecilik hizmetleri onun istediği gibiyse her şey yolundadır.

Şehrin geri kalan sokakları, caddeleri, mahallelerindeki sorunlar kendi adına “sorun” olmaktan çıkmıştır.

İşte tam da bu nedenle “Şehirde yaşayanların” beklentileri farklıdır. “Şehrin beklentileri” farklıdır.

Peki şehrin beklentileri nelerdir?

Şehirler öncelikle insanlar gibi değildir.

Duygusal değillerdir. Kişisel beklentileri yoktur ve kendi mantıklarına göre hareket etmezler.

Şehirler önlerindeki yüzyıla göre modern ve sağlıklı şekillenmek isterler.

Altyapısının tamir tadilatla, günübirlik çözümlerle değil bir Master plan üzerinden şekillenmesini isterler.

Su kaynaklarının korunmasını ve sağlıklı hale getirilmesini isterler.

Yeşil alanlarının, ağaç ve bitki çeşitlerin, yaşayan canlı dokusunun korunmasını ve bilinçli çoğaltılmasını isterler.

Hava ve toprak kalitesinin bozulmamasını isterler.

Altyapı ve üstyapı çalışmalarının bugün için değil, ileriye dönük planlanmasını, uygulanmasını isterler.

Okul, Hastane, Sanayi bölgesi, Şehir içi yolları, Çevre yolları, Alt ve üst geçitler, Kavşaklar, Daldı battılar, Sinyalizasyon, Pazar yerleri, Mezarlıklar, Otogar, Hal binaları, Çok amaçlı salonlar, Sinemalar, Aydınlatma, Kanalizasyon, Tarım ve Turizm alanları gibi yatırımların ileriye dönük, birbiriyle uyumlu ve entegre olmasını isterler.

Şehir içinde dengeli ve düzenli bir trafik akışı isterler.

Kaldırımlarına, dar caddelerine gelişi güzel çift sıra park edilmeyen bir şehir olmak isterler.

“Ben yaptım oldu” yerine, bilimden, teknolojiden ve mühendislik aklından, birikiminden, tecrübesinden faydalanan uygulamalarla şekillenmek isterler.

Ayakta tedavi, günübirlik pansumanlar yerine, “sağlıklı şehirleşme ve planlama” masasında yatarak tedavi olmak isterler.

Kısaca şehirde yaşayanlar kısa vadeli ve günlük beklentileri üzerinden talepler oluştururken, şehirler sağlıklı altyapı ve üstyapı yatırımları ile makyajla değil, doğru teşhis, doğru tedavi ile bir sonraki yüzyıla ulaşmak isterler.

O nedenle “Söke’nin” istedikleri ile “Sökelinin” istediklerinin tek bir potada eritilip, Batının en ucundaki bu güzel şehrin daha yaşanabilir, daha medeni, daha modern, daha bilinir, daha talep görür, daha güzel olması için hep birlikte çaba göstermemiz gerekiyor.

Seçimler gelip geçer.

Fakat şehirler yüzlerce, binlerce yıl ayakta kalır.

O nedenle daha güzel bir Söke için, şehirde yaşayanların isteklerine kulak verirken, sesi çok fazla duyulmayan şehrin beklentilerine de göz atmakta fayda var.

Söke hangi siyasi partinin seçmeni olursak olalım hepimizin...

Birbirimize saygı duyarak, birbirimizi dinleyerek, hep birlikte çalışarak Söke’yi hak ettiği yere taşımak da hepimizin ortak ödevi ve görevidir.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İbrahim Özgezici - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Söke Ekspres Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Söke Ekspres Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Söke Ekspres Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Söke Ekspres Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.