Şarap

Şarap tarih boyunca hemen hemen tüm toplumlarda bilinen ve sevilen bir içecek olmuştur. İnsanoğlu göçebelikten yerleşik hayata geçince, tarımla uğraşmaya başlamış yetiştirdiği ve topladığı ürünlere deneme-yanılma yoluyla farklı işlemler uygulayarak birçok yeni mamuller elde etmişlerdir. İşte Şarap`ta bu yöntemle elde edilen önde gelen ürünlerdendi.

Şarabın korkuyu-utanmayı ortadan kaldırması, zihni canlı tutması ve beyne tazelik vermesi gibi özelliklerinden dolayı tarih boyunca kullanılan bir içecek olmuş ve şiirden mitolojiye, antik döneme ait mozaik tasvirlerinden günümüzdeki davetlere kadar vazgeçilmez bir unsur olmuştur.

Esas itibariyle ifade etmek gerekirse şarap hayatın zorlukları karşısında insanı neşelendiren bir içecek olduğu için rağbet görmektedir. Doğal yapısı, sağlıklı olması, görünüşü ve sunumu itibariyle estetikliği içermesiyle diğer içeceklere göre daha bir ön plandadır. Filozof Platon`nun “Az içilen Şarap ilaç gibidir; yaşlıları gençleştirir, hastalıkları iyileştirir” sözünden hareketle şarabın yaygın olarak kullanıldığı ülkelerde kalp ve dolaşım sistemine bağlı hastalıklarda ölüm oranının daha da az olduğunu belirtelim.

Türk şiir geleneğinde de şarap ve onunla ilgili unsurlar birçok şair tarafından kullanılmıştır. Bundada şarabın hem keyif ve sarhoşluk verici, keder giderici, rahatlatıcı özelliği hem de zaman içerisinde kazandığı sembolik anlamıyla aşkı ve daha özel anlamda ilahi aşkı temsil etmesinin etkisi vardır. Özellikle Divan edebiyatında aşk, sevgili ve şarap vazgeçilmez üçleme olmuştur.

Şarap deyince ve edebiyattanda bahsetmişken Ömer Hayyam`ın dizelerinden de örnek vermek boynumuzun borcudur:

Dünyada akla değer veren yok madem,

Aklı az olanın parası çok madem,

Getir şu şarabı, alsın aklımızı:

Belki böyle beğenir bizi el âlem!

Şarap üretiminin tarihsel anlamda ilk çıkış yerine bakıldığında karşımıza bizede çok uzak olmayan Gürcistan toprakları çıkmaktadır. Bu bölgedeki arkeolojik çalışmalar üzüm şarabı ve bağcılığın başlangıcına dair kanıtları M.Ö. 6000–5800 yılları arasına tarihlemiştir. Yine şarabın tarihsel üretim sürecine bakıldığında Güney Kafkasya, Doğu Anadolu ve Kuzey İran arasındaki bölgeninde önemli bir role sahip olduğu görülür. Farklı arkeolojik verilerde bize İran`da M.Ö. 5000 lerde aynı şekilde Sicilya adasında M.Ö.4000 lerde şarap üretiminin olduğunu ortaya koymaktadır.

Anadolu toprakları dört mevsimin yaşandığı iklimi, sulak ve geniş tarım arazileri ile geçmişten beri sayısız bitkiye ev sahipliği yapmıştır. Bu ürünlerden kayda değer olanlarından biride üzümdür. Anadolu’da üzüm yetiştiriciliğinin Hititlere (M.Ö. 1650-1200) kadar uzandığını belirtebiliriz. Üzüm ve üzümden elde edilen şarap kazı alanlarında bulunmuş tabletlere göre Hitit toplumunun birkaç ana besin kaynağından biri olmuştur. Hititlerin günlük hayatında şarap hem dini ve devlet törenlerinde, hem de özel hayatta sıkça kullanılırdı. Şarap içme, Tanrılara şarap sunma gibi eylemler Hitit dininin ritüellerinin vazgeçilmez parçalarındandı. Bilindiği üzere antik dönemdeki insanlar Tanrıları memnun etmek, onların sinirlerini yatıştırmak ya da kendilerini affettirmek için Tanrılara en değerli yiyecek ve içeceklerini sunarlardı.

Antik Yunan dünyasındada bir gelenek olarak tanrılar adına kutsal yerlerde ve tapınaklarda festivaller düzenlenirdi. Tanrıları onurlandırmak adına düzenlenen bu festivallerde müzik, tiyatro ve spor yarışmaları yapılırdı. Bu dini festivallerin en önemlilerinden bir taneside şarap tanrısı Dionysos adına düzenlenmiş olanlardı. Dionysos, genellikle Şarabın Tanrısı olarak anılmasına karşın şarabın sadece sarhoş edici etkisinin değil, aynı zamanda onunla birlikte gelen sosyalliğin de temsilcisiydi. O, doğanın sırlarına erişme eylemini şarap aracılığıyla sağlardı. Genellikle doğaya yönelikti, fakat doğanın kendisini değil; insanla doğa arasındaki ilişkiyi ve onu doğanın sırlarına erdiren büyülü bir gücü simgelerdi.

Antik Yunan dünyasındada özellikle Anadolu toprakları şarap üretimi ve ticaretinde önemli bir role sahipti. Bu dönemde Ephesos, Mylasa (Milas), Smyrna (İzmir), Phokaia (Foça), Telmessos (Fethiye), Apameia (Dinar), Euromos (Selimiye), Klazomenei (Urla), Erytrai (Ildır) gibi kentlerde üretilen şarapların meşhurluğuyla beraber Yunanistan, İtalya, Mısır gibi farklı coğrafi bölgelere ihracatı yapılıyordu.

Roma egemenliğinin etkin olduğu zamanda ise şarap daha çok toplumsal bir kimlik kazanarak ikamet edilen konutların içine girmiş ve yemeğin terbiye edilmesinde kullanılmıştır. Yine Roma döneminde şarap üretimi konusunda Büyük Menderes vadisi oldukça revaçtaydı. Bu dönemde Anadoluda üretilen ve önemli bir yere sahip olan tekstil, zeytinyağının yanında şarapta ekonomiyi ayakta tutan ürünlerin başında geliyordu.

Bizans döneminde şarap üretim yöntemleri gelişirken, Hıristiyanlığın devletin resmi dini olarak kabulünden sonra şarabın dini ayinlerde önemli bir rol oynaması hatta manastırların şarap üretimine girmesi ile şarabın günlük yaşam, ekonomi ve kültürdeki önemi korunmuş hatta artmıştır. Osmanlı döneminde Türkler dinen karşı olsalar da vergi kaynağı olduğu için bağcılık şarap üretimine müdahale etmemiştir.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Dr. Cem Günay - Mesaj Gönder

# Tarım

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Söke Ekspres Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Söke Ekspres Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Söke Ekspres Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Söke Ekspres Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.