Ben De Bu Dünyada Yaşıyorum

Şimdiki ailemle birlikte otuz yıldır yaşıyordum. Babam Emirhan, annem Mesude ve ben Celal. Öyle güzel yaşıyorduk ki, komşularımız bizim için; kırk bir buçuk kere maşallah, hiç sesleri dışarıdan duyulmadı, bu aile hiç mi kavga etmez, diye söylenirlerdi. Annem ve babam bir gün olsun hiç beni üzmediler, el bebek gül bebek baktılar. Babamın sülalesi epey kalabalık; iki tane amcam, iki yengem, beş tane abilerim, dört tane ablalarım, annemlerde, üç tane teyzem, iki dayım var. Allah hepsinden de razı olsun,  beni bu kalabalık aile hep birlikte beni büyüttüler, okula gönderdiler, üniversitenin makine bölümünden mezun oluncaya değin destek oldular. Üniversitede tanıştığım kız arkadaşım Aysun ile evlendirdiler. Düğünüm öyle kalabalıktı ki, oyun oynarlarken kimin kim olduğunu öğrenmekte zorlandım. Bu kalabalık aileye torun verdim. Bir kızım oldu; Çiçek. Bu kalabalık aile ile başta babama ve anneme torun verdiğimiz için öyle mutlu oldular ki, sanki yeniden dünyaya gelmişler gibi sevindiler. Çiçek ilkokula başladı, babam Emirhan, elinden tutar okula götürüp, gider alıp getirirdi. Torununu severken, eğer yanında ben varsam:” Sakın kıskanma, sen benim biricik oğlumsun, fakat bu torunun tadı bir başka, çok tatlı,” derdi. Çiçek bir yaşından sonra; yengelerim, ablalarım, evlerine götürür onunla zaman geçirirlerdi. Zaman babamı ve annemi ihtiyarlattı.

Bir gün, ben ile babam evde otururken babam.” Celal, sana anlatacaklarım var,” diye seslendi. Ben:” Buyur baba,” dedim. Yanına oturdum ve dinlemeye başladım. Eşim babamın sesini duymuş koşarak geldi yanıma oturdu. Emirhan:” Sana anlatacaklarım var; sakın yanlış anlama, nasıl söyleyeceğimi bilemiyorum, sen bizim öz oğlum değilsin, ben seni yolda yarı çıplak bir durumda buldum, üzerinde yazılı hiçbir şey yoktu. Seni aldım, doğruca emniyete götürdüm:” ben bu bebeği yolda buldum, doğruca buraya getirdim, benim hiç çocuğum olmadı, ” dedim. Emniyet müdürü:” Bir tutanak tutalım, ileride gerçek ailesi buraya gelip soracak olursa, senin adresini veririz, gerçek ailesiyle anlaşırsınız,” diye söyledi. Emirhan devamla:” Bende seni alıp getirdim, annene, Mesude al sana mis gibi kokan bebek diye söyledim ve kucağına aldı, o gün bu gündür sen bizim çocuğumuzsun, seni bulduğumda kırk yaşındaydım,” dedikten sonra Emirhan bey ağlamaya başladı. Oğlunun tepkisinin ne olacağını beklemeye başladı. Celal babasını bir güzel dinledi, dinledi, yerinden kalktı, iki kollarını açarak babasına öyle bir minnetle sarıldı ki :” Babam benim, ağlama ben sizin çocuğunuzum. Bugüne kadar beni aramayanı ben anne-baba demem. Ben senin kanatlarının altında, annemin şefkatli kollarında büyüdüm. Allah sizlerden razı olsun, beni büyüttünüz, okuttunuz, evlendirdiniz, bende sizlere birer tane,  Aysun’u ve torun verebildim. Babacığım, beni sizlerden Allahtan başka kimse ayıramaz. Ağlama baba, senin ağlamanı dayanamam,” deyince, Emirhan bey, bizi terk edersin diye çok korktum, ya bizi ailen olarak kabul etmezsen diye, içim titreyerek anlattım bu durumu, bu zamana kadar anlatmadığım için senden özür dilerim,” dedi. Babam beni bu kalabalık aileye getirdiği günden bu güne değin, hiç kimse benim evlatlık olduğumu kimse söylemedi. Anne ve babamın yirmi senedir çocukları olmamış, annem ve babamın akrabalarının hepsi çok üzülmüşler, babam beni annemin kucağına verdiğinde, bütün aile bireyleri eve gelmişler, beni herkes sevmiş. İsmimi büyük babanın adın; Celal koymuşlar.

Mesude hanım mutfaktan sesleri duyunca koşarak oğlunun yanına geldi: ”Celal’im benim, biricik oğlum, babanla bu konuyu konuştuğumuzda çok korkmuştuk, bizi terk edersin diye, bizi kabul etmeseydin ben kesin dayanamaz kalpten ölürdüm,” dedi, oğluna ana şefkatiyle sarıldı ki, öpmedik bir yerini bırakmadı.

Aysun hanım bu duruma şaşırdı kaldı. Sonra kendini topladı, o da yerinden kalktı, Emirhan beye sarıldı:” Babacığım, Celal’in şansı varmış ki sizler gibi bir ailesi var. Sizler, Celal için çok değerlisiniz, her zaman, Celal benim çok iyi bir ailem var diye Allaha dua eder, benim de şansım varmış ki, sizler gibi bir ailem ve Celal’im var, bu günlerimize çok şükür,” diye destekler niyetine söyledi. Şaka olsun diye Aysun:” Anne, kıskanıyorum ama bende senin kızınım, beni neden bu kadar öpmüyorsun? “ diye Mesude hanıma doğru yürüdü, Aysun’a:” Sen de benim biricik kızımsın,” dedi ve sarıldı, ona da öpücüklere boğdu.

Emirhan bey iyice yaşlanmıştı, artık yürüyemez, yataktan kalkamaz oldu. Bir gün organ yetmezliğinden öldü. Aile içerisinde büyük üzüntü yaşanmaya başladı. Celal, hanımına karşısına aldı:” Anneme iyi bakalım, babamın arkasından hemen ölmesin, annem babamı çok severdi, onlar birbirlerine âşık olmuşlar, babam anneme; seninle evlenemezsem, kendimi öldürürüm diye söylemiş, babam bir gün öyle anlatmıştı,” dedi.

Devam edevcek...

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Yaşar ÖRKELİ - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Söke Ekspres Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Söke Ekspres Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Söke Ekspres Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Söke Ekspres Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.