Uzayda İlk Türk

Sevgili okurlarım, İnsanoğlu yaradılışından 1961 yılına kadar hep gökyüzünü izlemiş, düşlemiş ve yaradılışının sırrına erememiştir. Çeşitli bilim adamları, zaman içinde bu sırrı çözmek için sürekli düşünmüş ve çalışmışlardır. Zaman 1961 yılına gelince, Sovyet(Rus) bilim adamı Kozmonot Yuri Gagarin, hazırlanan uzay aracı ile uzaya ilk giden insan olmuştur. Nihayet, Amerikalı Astronot Neil Armstrong APOLLO 11 uzay aracıyla 1969 da Ay toprağına ayak basan ilk insan olmuştur. Neil Armstrong, ayağını Ay toprağına bastığı zaman, Dünya’ya şu mesajı vermişti: “İnsan için küçük, İnsanlık için büyük bir adım”demiştir. Nihayet İnsanoğlu uzayın sırrını çözmeye başlamıştır. Bu başarının sırrı, akılla-bilimin birleştirilmesi sonucu olarak kazanılmıştır…

Sevgili okurlarım, şimdi de uzaya giden İlk Türk’ü tanıtayım: Türk Silahlı Kuvvetlerinde Kurmay Albay Uçak Pilotu olan Alper Gezeravcı, Devlet yöneticilerimizin hazırladıkları imkânlarla, ABD’nin Nasa denen uzay üssünde hazırlanan bir uzay roketiyle, 2024 yılının Ocak ayının 19. Perşembe günü saat 0 49 ‘da uzaya gönderildi. Bu imkânı sağlatan yöneticilerimize teşekkür ederiz. Alper Gezeravcı, uzay roketine binerken verdiği mesajdan gurur duydum, mutlu oldum. Sanırım bütün Türk Milleti de gurur duymuştur. Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün özdeyişi olan “İstikbal Göklerdedir”deyişi. Bütün Türk Milletinde heyecan yaratmıştır.

Genel Kurmay Başkanı bile tutuklayıp hapsedilmişti. İşte bu Ergenekon kumpas davası içinde casusluk suçu ile tutuklanan Kurmay Albay uçak pilotu Alper Gezeravcı, uzun yıllar hapis yattı. Hapis yattığı süre içinde kanuni haklarını kullanarak, yaptığı mücadele sonucu berat etti. Berat edilince 2020 yılında tekrar askerliğe döndü. Şimdi de bu kahramanı uzaya gönderdik. Sağlıkla tekrar yurda dönsün.

Sevgili okurlarım, burada tarihi bir gerçeğe not düşmek istiyorum. Mustafa Kemal Atatürk komutasındaki Türk Askeri kurtuluş savaşını kazanınca 29 Ekim 1923’te Cumhuriyet ilan etmişti. Padişahlık yönetimine de son vermişti. Devlet, Köylü işbirliğiyle kalkınma hamlesi başlatılır. Üretilen ürüne göre yöresel fabrikalar kurulur. Edirne’den, Kars’a kadar demiryolu döşenir. Medrese eğitiminden vazgeçilip, Çağdaş Köy Enstitüleri eğitim sistemi oluşturulur. Eğitimsiz Anadolu halkı bilgiye kavuşur. Bu gelişmeler içinde en önemli yenilikte 1926 da Kayseri’de uçak fabrikasının kurulmasına karar verilmesidir. Üretilen ilk uçak, yanılmıyorsam 1934’lerde Kayseri’den Ankara’ya uçar. Üretilen uçaklardan Danimarka’ya ve İspanyaya uçak satmışız. Ortadoğuda Türkiye’nin bu gelişmesi, Emperyalist ülkelerin dikkatini çeker.  Başta ABD ve Avrupa Emperyalist ülkeleri, Türkiye’deki bu gelişmeyi durdurmak için çeşitli politikalar üretirler. Özellikle Amerika; Asya, Avrupa, Afrika üçgeninde Ortadoğuda uçak sanayisini geliştiren bir Türkiyeyi ister mi? Elbete ki; istemez. Bu gelişmeyi durdurmak için mutlaka yöneticileri değiştirmek gerektiğini düşünür. Türkiye Cumhuriyeti’nin, çağdaş, laik, bağımsız, sosyal demokrat bir devlet yerine; dine dayalı Ilımlı bir İslam devletinin kurulması gerektiğni düşlerler.  Bunu başarmak için, İkinci Dünya savaşının sonunda, Cumhuriyet Halk Partisinin içinde ABD’nin desteğiyle din ağırlıklı bir gurup oluşturulur. CHP, Demokrat Partiyi doğurur. 14 Mayıs 1950 de yapılan seçimde Demokrat Parti çoğunlukla iktidara gelir.  Parti başkanı Adnan Menderes Başbakan olur. Adnan Menderes parlamentoda yaptığı bir konuşmada Milletvekillerine,  “Siz isterseniz Hilafeti de tekrar yeniden getirebilirsiniz”demişti. Adnan Menderesi’in, ABD’ile yaptığı bir anlaşmada ABD’nin isteklerini kabul etmiştir.

Bu anlaşman ın pekçok maddesi var. Ben, Türk Milleti için önemli olan 3 maddesi üzerinde duracağım.

1. madde. Kayseri’deki uçak fabrikası kapatılacak. Fabrika uçak bakım atölyesine dönüştürülecek. ABD, enayimi ki; Asya, Afrika, Avrupa üçgeninde, Ortadoğuda uçak sanayisini geliştiren, kendisine rekabet edecek bir Türkiye’yi ister mi? Elbette ki; istemez.  Nitekim uçak fabrikası kapatılmıştır.

2. madde. Köy Enstitüleri Eğitim sisteminin kapatılıp, tekrar medrese eğitimine geçilmesi istenmiştir. ABD, Köy Enstitülerinin bir komünizm politikası yürüterek, halkı Köy Enstitüleri eğitim sistemine karşı çıkmaya yönlendirmiştir. Bu nedenle köylerde aydın öğretmenler komünist olarak suçlanıp öldürülmüşlerdir. Bilimsel çağdaşlıkla aydınlanmış bir Türk halkını, Emperyalist ülkeler ister mi? Tabii ki; istemez.

3. madde. Marşal yardımı ile verilen paraların, Devlet Demir Yollarına harcanmayıp, kara yolları yapımında kullanılması ve harcanmanın ABD tarafından denetlenmesini şart koşmuştur. Burada ABD’nin temel amacı, fabrikalarında üretilen kara taşıtlarından otomobilden, tıra kadar bütün kara taşıtlarının satılması için, Türkiye gibi bir Pazar ülkesi kaçırılır mı? Kaçırılmadı. İşte böylece Türk Milletinin özgür ve bağımsızlığı, ABD’nin güdümüne girmiştir.

Bütün bu anlatımımdan sonra önemli bir konuya daha değineceğim ve bir kehanette bulunacağım. Şöyle ki:  Eğer bu saydığım üç maddeyi yaşamasaydık.  Uçak fabrikasını ve Köy Enstitülerini kapatmasaydık, gelişmiş ve kalkınmış Türkiye, uzaya gidecek füzeleri kendisi üretirdi. Uzay aracı ile Türk Astronotları uzaya gider AY topraşına Ayyldızlı Türk Bayrağını, ABD bayrağının karşısına dikerdi. Bu gerçek duygu benim öz düşüncemdir…  Duygularımı paylaşan okurlarımı saygı ile esenlerim.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İsmail Vergili - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Söke Ekspres Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Söke Ekspres Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Söke Ekspres Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Söke Ekspres Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.