Diyarbakır’a Selam

Güneydoğu’nun şiirin kentlerinden biridir Diyarbakır.“ Diyarbakır Şad akar”  sözleri dillere destandır. Diyarbakır veya yakın yerli halkın severek dediği Diyar- ı bekir, veya “carbekir” halkımız arasında gururla söylenen sözlerden birkaçıdır. Tarihimizde ise Amida (Amed) olarak geçer. Yine Diyarbakır deyince sanat ve edebiyat dünyamızda hemen aklımıza gelenlerden Ali Emiri, Ziya Gökalp, Halit Fahri Ozansoy, Cahit Sıtkı Tarancı, Süleyman Nazif, Sezai Karakoç, Ahmet Arif,  Şevket Beysanoğlu, İhsan Işık, şair Sırrı Hanım, halk şairi Âşık Şahveri, Esma Ocak, Orhan Esena, Selahattin Yazıcıoğlu, Mehmet Emin Bozaslan, Adil Tekin,   türküleriyle dillere destan Celal Güzelses bunlardan birkaçıdır. Elbette bunlardan başka şair ve yazarlar da vardır. Bunlar bizim saygı duyduğumuz değerlerimizdendir. Onları sırası gelmişken saygıyla ve rahmetle anıyorum.  Diyarbakır karpuzu ve Diyarbakır kavunu ise bambaşkadır. Onun da Diyarbakır coğrafyasında onurla anılacak önemli bir yeri vardır.   

Ben Diyarbakır Erkek İlköğretmen Okulu mezunuyum. 1961- 1964 Eğitim ve öğretim yılında bu okuldan mezun oldum. Okulumuz Dağkapı’nın hemen arkasında idi.  Şimdilerde onun yeri Diyarbakır İmam Hatip Okulu olmuş. Güle güle okusunlar ve otursunlar. Geçmişimizi unutmamak gerekir.   

İlkyazı hayatım Diyarbakır Erkek İlköğretmen Okulunda öğrenci olduğum günlerde başladı.  Mücadele gazetesinin sahibi Sadık Yılmaz Bey’di.  Daha sonra rahmetli Sait Garran onunla ortak oldu. Şimdilerde Said Beyin çocukları Remzi ve Haydar Garran yönetiyorlar. Yanlış yazmışsam yanlışımı lütfen düzeltsinler. Diyarbakır’dan ayrılalı yarım asır geçti.  Said ve Sadık Yılmaz’ın vefat ettiklerini öğrendim. Onları da saygıyla, rahmetle anıyorum. Aradan yarım asırdan fazla bir zaman geçti.

Geçenlerde Folklorcu yazar İrfan Ünver’le bir konuşmamız oldu.  Benim için bir yazı yazmışlar Diyarbakır Mücadele gazetesinde. Sayın İrfan Ünver’e sonsuz teşekkürler. 

Buraya kadar gelmişken bir iki hatıramdan söz etmek istiyorum:

Diyarbakır Erkek İlköğretmen Okulu’nda öğrenci olduğum yıllarda (1961-1964).Ara sıra Mücadele gazetesinde şiir, makale, fıkra çeşitli edebi yazılar yazıyordum. Bir gün Sadık Ağabey bana 5 lira verdi,  almak istemedim. “Bu senin hakkındır, gazetemizde yazı yazıyorsunuz” dedi. 5 lira o yıllarda iyi bir para idi. Aradan bir ay daha geçti bu kez 10 lira verdi. Yine almam deyince” hayır hayır, bu senin hakkındır” dediler. Sonradan öğrendim ki bu beni yazmak için  teşvik ediyordu. Bu yazı yazmak konusunda Sadık Bey’e nedenli borçlu olduğumu belirtmek isterim. Aradan 7,8 yıl geçti,  Kızıltepe’de Mehmetçik ilkokulunda öğretmen olduğum yıllarda  Diyarbakır Eğitim Enstitüsü’sün Türkçe Bölümünü kazanmıştım. Okumak için tayinim  Diyarbakıra çıktı. Bağlarda Fatih İlkokulu’na  çıkmıştı. Bu arada evimi Diyarbakır’a getirmek için bir kamyon lazım oldu. Mücadele gazetesine uğradım. Gazete sahibi Said Garran ile görüştüm, bana bir kamyon lazım dedim. “Hocam bizim kamyonumuz var, ne zaman isterseniz size verebilirim” dedi.  Bir iki gün sonra kamyonu istedim Kızıltepe’den gelip Diyarbakır’a yerleştik.  Bir iki gün sonra Mücadele’ye uğradım, Said Ağabeye borcumu söyledim. Aynen şöyle dedi: “Kadir Bey, siz bizim gazetede yazıyorsunuz, biz sizden para almıyoruz. Bu da bizim katkımız olsun “dediler. İşte gerek Sadık Yılmaz ve gerekse Said Garran Beyleri bu anılarından dolayı hiç unutmuyorum. Bu değerli insanları bir kez daha rahmetle anıyorum. Bazı anılar unutulmaz. Kısmet olursa bundan böyle ara sıra Diyarbakır’da yayımlanan Mücadele gazetesine yazılarımı göndereceğim. Diyarbakırlı hemşerilerime ve Mücadele gazetesinin tüm çalışanlarına, yazı ailesine selam ve saygılarımı sunuyor, sözlerimi “DİYARBAKIR” isimli bir şiirimle bağlamak istiyorum.      

        DİYARBAKIR

Mardin kapı, Urfa Kapı, Dağ kapı

Sende petrol, sende maden, hem bakır

Kara Amida’sın ey güzel yapı

Göklerde bayraksın hey Diyarbakır

Koca altın çağın mermer büstüne

Tarihi Bizans’ın inat üstüne

Anamın bembeyaz ak- pak sütüne

Yegâne ocaksın hey Diyarbakır

“ Diyarbakır etrafında bağlar var”

Kara taşlı surlarında çağlar var

Karacadağ gibi ulu dağlar var

Güneyde sancaksın hey Diyarbakır

Hele Paşam, mendil salla sende lo

Çepik oyna, Lorke oyna, Delilo

Bir kurşuna kurban gitti Koçero

Başımda çardaksın hey Diyarbakır

Aklımdan gitmiyor Seyran Tepesi

Gazi Köşkü, Dicle, Aslan Çeşmesi

Kavunu, karpuzu, badem ezmesi

Bir altın çanaksın hey Diyarbakır 

Cahit Sıtkı, Gökalp, Ali Emiri

Sezai Karakoç, Ahmet Arif’i

Süleyman Nazif’tir ünlü şairi

Bir coşkun ırmaksın hey Diyarbakır,

Tarihin, şerefin, ünün var senin

Surların efsane hem “ Ben-u Sen’in

Melik Ahmet, Saraykapı, Beden’in

Gözlerden uzatsın hey Diyarbakır

Yedikardeş Burcu, Ulu Camii var

Şehitle, gaziler, erenlerin var

Celal Güzelses’ ten türkülerin var

Gençlere duvaksın hey Diyarbakır

                                  27 Kasım 2008

                            Abdülkadir GÜLER 

Not: şiirde geçen “Çepik, Lorke ve Delilo”

adlı kelimeler Diyarbakır’a özgü halk oyunlarıdır.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Abdülkadir Güler - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Söke Ekspres Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Söke Ekspres Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Söke Ekspres Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Söke Ekspres Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.