60. Sanat Yılında Abdülkadir Güler Hocamıza Saygıyla

Sanat ve  Edebiyat  Dünyasında

Bir Kültür Çınarı

Eğitimci Şair ve Yazar

Biricik Dayımın Can Dostu

Ailemizin ışık Kaynağı

Değerli Abdülkadir  Güler Hoca’mız!

“ 60 Yıl  Nasıl Geçti?”  kitabınızı heyecanla aldım. Hemen gözden geçirdim. Benim ve oğlumuz Bumin Kağan’ın  yazısını, canım dayım Aydın Eski Milletvekili M. Kemal Yılmaz’ın  mektubunu ve birlikte fotoğraflarınızı görünce çok duygulandım,  mutlu oldum.

Teşekkür ederiz değerli Hocamız. Sizi  telefonla  aradım “ Abdülkadir  Güler Hocam, Sanat  ve Edebiyat Dünyasında 60 Yıl Nasıl Geçti ?  dedim.  Siz de dolu dolu, okuyarak , yazarak  60 yıl geçti  “ dediniz… Çok mutlu  olduğunuzu hissettim.  Kitap için teşekkür edince  bana “ Siz  ve Bumin Kağan oğlumuz, Mustafa Kemal Yılmaz  Abimin emanetisiniz” dediniz. Gözyaşlarımı  tutamadım..

Bu kitabınızı Cumhuriyetimizin 100. Yılına armağan etmeniz ne anlamlı olmuş bilseniz.

                   DÜNYADA

“ Fakiri, zengini bir tutmak güzel

Şu nefreti kunhu, unutmak güzel

Üç günlük fani ve yalan dünyada

Kardeşçe bayramı kutlamak güzel “              

               KİNDEN IRAK

“İnsanlarla barışık zeytin dalı gibi ol

Hanende eli açık yiğit malı gibi ol

Namert eli  değmemiş,kinden, garezden ırak

Harama el değmemiş  anzer balı gibi  ol…”

Adı geçen şiirlerinizle gelecek kuşaklara  yol göstermişsiniz.  Bu şiirler dilerim gençlerimizin  yaşam teması, yaşam ilkesi olur. “ İyi vatandaş, iyi insan” adlı kitabında  Hasan Ali Yücel’in  Atatürk’ün  Milli Eğitim  hedeflerine adanmışlığını  gördüm.  Sizin bu şiirlerinizde;  sözünü  ettiğim kitapta okudum, en eski ahlakçı  olan Buddha,  Konfüçyüs  ve Sokrates’in iyi insan  yetiştirme ilkelerine benziyordu. Bu nedenle, bu dörtlüklerinden  çok etkilendim.

Vefatının 10. Yılında  “Ankara’da  Bir  M.Kemal  Vardı” başlıklı yazınızda dayımın  yaşam  öyküsünü anlatmışsınız.Yazının  sonunu onun duygusal derinliğini yansıtan şu  sözüyle bitirmişsiniz.

Kimi çoktan yitmiş,

Kimi eğik, kimi yan yatmış

Kiminin kırılmış başı…

Kitaplar ise  dimdik, hep ayakta

Kitaplar

En dayanıklı

Mezar

Taşı…

M.Kemal YILMAZ     

Onun bu anlamlı sözleriyle saygıyla anıyorum.

Sizin ve M.Kemal dostu  Ahmet Özer  Bey’i , size seslendiği yazısıyla  tanımış oldum. Yazısını okurken ;  annemin  ve dayımın Mahmut  Özay’la  ilgili anılarıyla  karşılaştım.  Şaşırdım,helecanlandım, tam bir sürprizdi benim için.Başka bir paragrafında   sevgili dayım  M.Kemal Yılmkaz’la  ilgili anılarını, duygu ve düşüncelerini  okumak,onu iyi tanıyan bir dostundan dinlemek büyük bir mutluluktu. Ahmet Özer Bey’e  çok teşekkür  ederim.  Yaşamının ışık kaynağı iki kuşak dayılarımla anılarını paylaştığı için…

Değerli Gündüz Aydın ‘la yaptığınız söyleşinizi  zevkle okudum.  Niçin yazıyorsunuz sorusuna verdiğiniz yanıt yine can dostunuz M.Kemal Yılmaz vardı, diyordu  ki hep hepimize “yazmak yaşamaktır, söz uçar, yazı kalır.    Beni de yazmak konusunda yüreklendiren O’dur…     

Son günlerinde  olmalı, size yazdığı mektubunda  “ kuraklık hüküm sürüyor.  Benim bahçeme bir damla yağmur düşmüyor, mahsül  yetiştiremiyorum. (Artık şiir de yazamiyorum, demek istiyor.) Birkaç ısırgan otu da  bir şeye  yaramiyor.  Sözleriyle sizinle dertleşmiş, ışıklar içinde uyusun…

Ümit Yaşar Işıkhan  Bey’in  “ Ulu Bir Çınardır Abdülkadir Güler “  başlıklı yazısını da keyifle okudum. Edebiyatın yarattığı dostluk ortamını sözleriyle canlandırmış, edebiyat dünyasını öyle güzel anlatmış ki; sizin gibi değerli, mütevazi yazarların bilgelerin arasında gezindim. Diyordu  ki “ Kaç kişi kaldı bu çınarlardan? Kaç bilge, kaç havari, kaç Köroğlu ve kaç küheylan kaldı yüreğini ve kalemini satmayan..Kapitalizmin  dünyayı ve yaşamımızı işgal ettiği bir zaman diliminde böylesine onurla  ayakta duran yazarlarımızdan Abdülkadir Güler Hocamızı saygıyla selamlıyorum..     

“ Bir eğitmen, bir yazar kimliğiyle doğduğu Mardin, Kızıltepe ve Turabinin  kültürel değerlerini, görev yaptığı bütün coğrafyada zenginleştirerek geldiği yerleştiği ve artık vatanım dediği Aydın’ın Söke ilçesinde Pir Sultanın sofrasından, Ahmet Yesevi’nin sözlerinden, Mustafa Kemal’in gözlerinden, Yunus Emre’nin hırkasından, Mevlananın aşkından derlediği ve yudumladığım sevdaları önce şiirleri, sonra sözle, sonra yaşamın bütün nakışlarıyla tarihe işlenmesi ve o kentte yaşamla bizimle buluşturması inceliğin ve zerafetinin simgesi olarak selamlıyorum” diyerek sözlerini  tamamlıyor Ümit Yaşar  Işıkhan... Ben de  onun bu güzel duygu ve düşüncelerine gönülden katılıyorum…     

Ne mutlu bizlere ki sizin gibi değerlerimiz, hocalarımız geleneksel kültürel yapıdan kazanımlarıyla, modern bir yaşamın çizgisini yapıtlarıyla, ürünleriyle harmanlayarak bu topraklarda serdikeri bir zaman diliminde yaşıyoruz. Böylesine ulu bir çınarın yüreğini çiçek dediği yapıtlarıyla  gelecek kuşaklara aktarması; Anadolu kültürünün daha da uzun süre yaşamasını sağlayacaktır.

Abdülkadir Güler Hoca’mızın  60.Sanat yılını yürekten kutluyorum. Sağlıklı, huzurlu ve sevgiyle, zeytin ağacı gibi yaşayın. Sonsuz sevgi ve saygılarımla.

Eğitimci  Yazar 

Birsel OĞUZ- Aydın

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Konuk Yazar - Mesaj Gönder

# Söke

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Söke Ekspres Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Söke Ekspres Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Söke Ekspres Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Söke Ekspres Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.