Kutsallık

İnsanoğlu geçmişten beri hayatın ne anlama geldiğini sorgulamaktadır. Ölüm korkusu, ölüm sonrasındaki bilinmezlik, yaşamın içinde sağlıklı kalabilmenin arayışları bizleri kutsallıkla haşır neşir etmektedir. Zaten antik dünyada dev boyutlu tapınaklardan tutunda tek tanrılı dinlere geçildiğinde yapılan sinagoglar, kiliseler, camiler kutsallığa daha yakınlaşma isteği neticesinde inşa edilmişlerdir.

Tabi ki bu maneviyatlık bulunulan kültüre bağlı olarak çok farklı şekillerde ortaya çıkmaktadır. Sibiryada şamanizm inancıyla yakılan ateşler, Orta Amerika kıtasında etkili olan Maya uygarlığında saunaların ve ter banyoları sayesinde kötülükten arınılma inancı, Budizm’de Keşişlerin saçlarını kazıtmaları, Yunanistan’ın Athos Dağında Ortodoks din adamlarının dünyevi zevklerden uzaklaşıp inzivaya çekilmeleri veya kendi etrafında dönerek ibadet eden semazenlar.....

İşte tüm bu arayışlar insanoğlunun bilinmezlikle birlikte tüm korkularına, kuşkularına bir nebzede olsa bir iç huzura ulaşmak için bir çaba değilmidir? Buradaki ana düşünce insanın tüm bu gayretlerinin neticesinde kendisini iyi hissetmesidir. Dindarlığı bilimsel anlamda sorgulanan bir bireyin bazı ritüellerin rastyonallist çerçevesinde açıklanmasının mantık açısından zor olduğunu fakat bu ayinlerin kendisine iyi geldiğini söylemesi esasen bunun kişinin kendi maneviyatıyla birebir alakalı olduğunu göstermektedir.

Ayrıca bunların dışında günümüz dünyasındada doğa içersinde belirgin ağaçları veya gökyüzündeki yıldızları kutsallıkla ilintiliyenleri görmemiz mümkündür. Belkide gücü, kapasitesi sınırlı olan insanoğlunun aklının ermediği unsurlara çözüm yolunu bir nesneye kendince doğaüstü özellilkler yükleyerek bir çıkış yolu araması muhtemelen onu kısmende olsa bu bilinmezlikten kurtarmaktadır.

Yüzyıllardan beri mağaralardan gökdelenlere uzanan insanlığın bu serüveninde bugün bilgiye erişmek çok daha kolaylaşmıştır. Günümüzdeki toplum yapıları geçmişe göre nispeten biraz daha özgürleşmiş, uçakların, bilgisarayların cep telefonlarının hayatımızın her anında yer almasıyla birçok şey pratikleşmiştir. Fakat ölüm kavramındaki muamma gizemini korudukça kurumuş ağaçlara çaput bağlanmasından tutunda kirliliğiyle gündemde olan Hindistan`daki Ganj nehrine girilmesi olağan haliyle devam edecektir.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Dr. Cem Günay - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Söke Ekspres Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Söke Ekspres Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Söke Ekspres Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Söke Ekspres Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.