Kadere Bak - 1

Burdur’un sırtını dağa yaslamış küçük bir köyünde oturan Leyla, anne ve babası, iki abisi, bir ablasıyla hep birlikte yaşıyorlardı.  Küçük bir tarla, evlerinin arkasında da bir evlek kadar bahçesi bulunan bir dağ köyünde oturuyorlardı. İlkokulu bitirdikten sonra babası bir daha okula göndermedi. Ailesine ev işlerinde, tarlada, bahçede ve diğer komşuların yardım için çağırdıklarında; tarlalarda, bahçelerinde yardım ediyor, yevmiyesini alıyordu. Uzun boylu, uzun siyah saçları beline kadar geliyordu, kumral ten rengiyle, köylüler tarafından sevilen biriydi. Yıllar çalışmakla geçti derken evlilik çağına geldi. Köyde evlerine yakın oturan Mustafa’ya gönlü vardı. Aynı sokakta büyümüşlerdi. İlkokulu beraber okumuşlardı. Beraber büyüdükleri için birbirlerine çocukluktan birbirini çok seven, çocukluk aşkıydı. Fakat Ayşe Hanım kocası Veli’ye:” Çocuklar birbirine çok seviyorlar,” diye söylediği halde, göçmeden önce tanıdığı, çok beğendiği, köyde daha önce oturmuş, sonradan köyden göçmüş Ali ağanın biricik oğlu, ayağının biri aksak:” Yılmaz’la evlendirmek,” istediği söyledi.  Veli efendi hanımını ve kızını karşısına aldı:” Ben, Ali ağa ile anlaştım, Leyla ile Yılmaz’la evlendireceğim,” diye söyleyince, Leyla:” Hayır baba, ben Yılmaz’la evlenmek istemiyorum,” diye sesini yükselterek söyleyince, Veli efendi hiddetle oturduğu yerden kalktı, Leyla’yı tekme tokat dayak atmaya başladı. Ayşe Hanım kızını dayak yemesini engellemeye çalışsa da, bir türlü engel olamadı. Ara dayağı yemiş oldu. Veli efendi, zorla da olsa kızını Ali ağanın oğlu Yılmaz ile evlendirdi. Leyla ile Yılmaz evlendikten sonra, köylerine yakın bir kasabaya taşındılar. Yılmaz boş durmuyordu, kamyonetiyle inşaatlara kum taşıyor, geçimini sağlıyordu.      

Leyla, babasının zorla evlendirdiği için, Yılmaz’a bir türlü ısınamadığı için zorla da olsa, her ne kadar babasına kızsa da, Yılmaz’dan iki kız, iki erkek çocuk dünyaya getirdi. Oysa gönlü Mustafa’da idi. Leyla iki erkek çocuklarını severken:” Mustafa’m,” diye gönlünden öyle geçirir, severdi. Zorla evlendirildiği için kocasına her ne kadar sevmeye gayret etse de bir türlü ısınamadı; babası karşı çıksa da, baskı uygulasa da, istemese de boşandılar. O devirde Almanya’ya işçi olarak gitmek, vatandaşlar için kurtuluş yolu idi. Müracaat etti, hemen hemen her an Allah’a dua eder oldu, kabul oldu ki, kurada ismi çıkınca evraklarını tamamladı ve hemen Almanya’ya gitti. Almanya, yabancı memleket, hayat Türkiye’deki gibi değildi. Fakat bir yerden başlaması gerekirdi. Oradaki Türk vatandaşları ile irtibat kurdu. Kısa zamanda iş bulundu, derdini anlatabilmesi için dil kursuna başladı. Genç olduğu için yıllarca çeşitli işlerde çalıştı, hep yalnız yaşadı. Çocuklarını çok seviyordu, özlem duyuyordu, hasretti çocuklarına. Babası boşandı diye yıllarca küs yaşadı; sen benim köylüye karşı:” şapkamı aşağı indirdin,” diye kızıyla hiç konuşmadı. Yıllar sonra Leyla’nın babası ölmüştü. Annesi köyde tek başına yaşamaya başladı. Yalnız kalınca, annesi Sultan hanım, kasabaya kızının daha önce kiralık oturduğu eve taşındı, torunları ile yaşamaya başladı.

Leyla Hanım, Almanya’da hemencecik iş buldu. Çeşitli işlerde çalışıyordu. Yalnızdı, kiralık bir ev tutmuştu, kısa zamanda komşularına kendini sevdirdi. Sevecen biriydi, karşısındaki kişiyi, hem severdi, hem de kendini sevdirirdi, davranışlarının hepsi içtendi. Büyük oğlu, ortaokula gidiyordu, diğer üç çocuklar küçük olduğundan anneannenin yanında kalmak mecburiyetindeydi. Tek başına Almanya’ya gitmişti. Kaldığı ev tek başına yaşarken yetiyordu. Tatillerde çocuklarının yanına geliyor, hasret gideriyordu. Onlara hediyeler alıyor, sevindiriyordu. Annesine çocuklarına iyi bakması için yüklü miktarda yabancı parası yolluyordu. Almanya’da uzun süredir çalıştıktan sonra, üç çocuğunu yanına getirdi. Büyük oğlu Ergün ortaokulda okuduğundan anneannesi ile kalıyordu. Almanya’da tek başına yaşarken kaldığı daire yetiyordu, üç çocuk birden gelince, daha çok odalı yeni bir ev aramaya başladı. Komşularının yardımlarıyla kısa zamanda ev bulundu. Kirası biraz yüksekti, kazandığı para yetmez oldu. Daha fazla çalışması gerekti. Bir günde gerektiğinde saatlik beş işe gidiyordu. Ev kirası, elektrik, su, doğalgaz, çocukların bakımına anca yetiyordu. Arkadaşı Selda hanımın yanına gece oturmasına gitmişti. Selda hanım: “O gece çalıştıkları fabrikada işçi arandığını söyledi,.” sende müracaat etsen, bu fabrika silah üretiyor, buradan kazandığın para sana yeter,” diye söylediklerinde sevinçten havalara uçtu. Ertesi gün hemen müracaat etti. İki gün sonra, davet mektubu geldi. İstenen evraklarını hazırladı, öğleden sonra evrakları teslim etti, ertesi günün sabahı iş başı yaptı. Emekli oluncaya değin orada çalıştı. Devam edecek..

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Yaşar ÖRKELİ - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Söke Ekspres Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Söke Ekspres Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Söke Ekspres Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Söke Ekspres Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.