Öykü: Bir Boyacı Amca Vardı

Toplum yaşantımızda yaz boyu tatilimi nerede geçireceğim diyenler var? Antalya’yı Bodrum’u veya Kuşadası’nı beğenmeyenler var. Bundan dolayı yurtdışına uçaklara atlayıp giderler, oralarda haftalarca gezip, dolaşan ve sonradan dönen nice insanlar vardır. Bunun yanında yurt içinde zar, zor geçimlerini sağlayan, hatta gecekondularda kıt, kanaat geçinen nice insanlarımız da vardır. Bunların hepsinin nüfus cüzdanlarında T.C. yazılıdır.   Allah daha fazlasını versin bu zenginlerimize. Kimsenin parasından, malından asla gözümüz yok. Ancak beni üzen bazı vatandaşların durumudur. Ben buna yanarım.

Geçen gün Söke otogarında akşamüzeri Ankara’dan bir yakınımı bekliyordum. Otobüs Otogarında bir hayli bekledim. Saat bir hayli uzadı. Ben de oturmaya devam ettim.  Elinde boya sandığı bulunan bir adam önümden geçti. Elindeki perişan, dağınık bir sandıkla sağa, sola bakıp dolaşıyordu. Yaklaşık 45,50 yaşları arasında idi. Ben bir koltukta oturuyordum. Yerim gölge ve serindi. Yanımda kimseler yoktu. Boyacı adam yanımdan üç kez gelip geçti, “boyacı var, boyacı var “ diyordu. Ortalıkta dolaşan, seyrüsefer yapan çok kişi vardı, hiç biri bu boyacı adamı çağıran, gören, soran, duyan olmadı. Çünkü çoğunun ayağında yazlık spor tipi boya almayan ayakkabılar vardı.

Bir ara bu boyacı amcayı çağırdım. Hemen yanıma geldiler.  Yakınımda boş bir iskemle vardı.“ O’na yanıma oturun dedim. Oturdular. Oturduğu yerde rahat bir nefes aldılar. Yanımdaki kahveden iki çay istedim. Çayları birlikte içiyoruz, biraz da dağdan, tepeden konuşuyoruz. Ben hâlâ araba bekliyorum, yolcum da gelmediler. Saat bir hayli ilerledi. Akşam olmak üzere… Boyacıya seslendim,  ayakkabılarımı boyar mısınız dedim?   

-Hay hay” dediler,

- Bana bir terlik verdiler, ben de ayakkabılarımı ona verdim.

O ayakkabıları boyamaya başladı. Bu işin pek ustası değildi. Zaten elinde uyduruk, derme, çatma bir boya sandığı vardı. Fırçaları da pek düzenli değildi. Bir ara kendisine sordum, nerede oturuyorsun, daha önce ne işler yapıyordunuz,  çoluk, çocuk var mı?

Adama öğretmen olduğumu söylemiştim.

-Hocam, ben Bağarası’nda oturuyorum. Birkaç kuruş alırım diye ta buralara kadar geldim. Küçük yaşta iken okula gittim, ailemizin duru iyi olmadığı için okuyamadım.  İlkokul üçten ayrıldım. İlkokulu daha sonra dışardan bitirdim. Daha sonra okuyamadım. Babamın durumu elvermediği için okuyamadım. Vatani görevimi Van’da yaptım. “Dünya’da Van, ahirette İman” diyorlar. Asker ocağından onbaşı olarak ayrıldım. Dönüşte evlendim iki evladım oldu, biri kız, biri erkek onlar da evlendiler benden ayrıldılar.

Şimdi evde bir Köroğlu bir ayvaz halinde yaşayıp geçiyoruz. Çok uğraştım herhangi bir yere, bir işe giremedim, Ne dayım vardı ve ne de diplomam vardı?  Param da yoktu… Kıt-kanaat geçindik bugünlere geldik… Gördüğün gibi. Kimseye muhtaç olmamak için bu boya sandığı ile uğraşıp gidiyoruz. Zor şartlarda geçinip gidiyoruz…

Daha sonra ben bir ameliyat geçirdim, ağır işlerde çalışamıyorum. Beton işlerinde veya inşaatlarda hiç çalışamıyorum, zaten onlarda beni almıyorlar. “sen bu işi yapamazsın ” diyorlar. İşte böyle bir sandık yaptım, pek boyacı sandığına da benzemiyorlar ya, işte böyle bir şey... Boya işleriyle uğraşıyorum. Aydın Büyükşehir Belediyesine ait Sarı arabayı / sarı civcivi bekliyorum, gelirse Bağarasına gideceğim” diyordu. O bunları anlatırken yüreğim bir kez daha yandı… Adamın durumuna acıdım doğrusu…

Zaten ayakkabım da bitmişti, önüme koydu. Ayağıma aldım ve terliklerini ona verdim. Bu arada elimle sağ ceketinin cebine bir onluk bıraktım. Parayı aldı, Beyefendi bu çok değil mi, gidip bir yerde bozayım “dedi.(tarih: 2010) Olmaz dedim. Lütfen bunu böyle kabul ediniz “dedim.  Biz böyle konuşurken Aydın’dan gelecek Belediye otobüsü da geldi. Adam sandığını alıp gitti. Tabi ellerimi sıkarak bekleyen dolmuşa doğru gitti..   

Az sonra benim yolcular da geldiler. Otobüs Bodrum’a gidiyordu.  10 dakika ihtiyaç molasını verdiler. Yolcuların çoğu kadındı, Arabadan inerken çoğunun ağzında birer sigara vardı. İnerken sigaralarını yakıp içtiler. Ben de misafirlerimi alıp eve doğru geldim. … 

Üzerimde büyük bir hüzün çökmüştü, Bu boyacı amcanın durumu ne olacak diye düşündüm. Yaklaşık yarım asırdan daha fazla beni ilkokula gönderen ve okumam için katkıda bulunan köyün muhtarını ve beni binbir çileyle okutan sevgili babamı düşündün ve onları minnetle, rahmetle andım. Ben  konuklarımızla eve vardığımda  akşam ezanı   okunuyordu….

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Abdülkadir Güler - Mesaj Gönder

# Söke

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Söke Ekspres Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Söke Ekspres Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Söke Ekspres Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Söke Ekspres Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.