İlk Buluşma - 2

Okan, meslek okulunda okuyordu. Sevdiği kız Melek, ortaokulu bitirmişti. İkisi de beş yıldır mektup arkadaşlığı yapıyorlardı. Yıllar içerisinde birbirlerine fotoğraflarını gönderdiler. Önce kız Okan’ın fotoğrafını, oğlan da kızınkini istemişti. İkisi de fotoğrafları zarfın içerisinden çıkarınca, ideallerinde ki kız ve erkek olduklarından birbirlerini çok beğenmişlerdi. İleri ki yıllar içerisinde birbirlerine âşık olmuşlardı. Kızın kalabalık bir ailesinin olduğunu öğrendi Okan. Yıllar ilerledikçe içlerindeki sevgi büyüdükçe büyümüştü. İkisi de fotoğraf üzerinden birbirlerine deliler gibi aşık olmuşlardı. Mektuplarında hep aşktan söz eder olmuşlardı. İkisinin de birbirlerinin ayaklarından özürlü olduklarından haberleri yoktu çünkü yazmaktan korkmuşlardı. Ancak birbirlerinin ayaklarından özürlü olduklarını yazmamışlardı, aşık olduklarından unutmuşlardı.  Birbirlerine karşı tek hataları buydu. İleride buluşup görüştüklerinde birbirlerinin bu kusurlarını mektuplarında yazmadıklarından dolayı bu durumlarını görmezden geleceklerdi, bundan dolayı hatalarını kabul edeceklerdi. Okan, maden ocağında elektrik motorunu sararken, kızın fotoğrafını sardığı motorun stator içerisine koyuyor, telleri ankuş içerisine koyarken fotoğrafa bakarak sarıyordu. Fotoğrafı bakarken dalıp dalıp hayaller kuruyordu. Günlerden bir gün elektrik motoru sararken fotoğrafa bakıp dalıp gitmişti, müdür atölyeye gelmiş, motor sararaken...

     Müdür:” Kolay gelsin Okan!” deyince, sesten ürken Okan oturduğu yerinden zıplamıştı. Müdür, Okan’ın korktuğunu görünce:” Affedersin Okan, işine dalmışsın seni korkuttuğum için senden özür dilerim,” dedi.

Okan motorun içerisindeki fotoğrafı hemen kapattı, müdüre dönerek:” geldiğinize görmedim, özür dilerim, motor sarmaya çalışıyorum,” dedi.

Müdür:” Kolay gelsin Okan,” dedi ve dışarıya çıktı. Okan, başka biri görmesin diye motor içindeki fotoğrafı hemen aldı ve cebine koydu.

Mektuplaşma yıllarca sürdüğünden hasretlik arttıkça arttı. Birbirlerini karşılıklı gönderdikleri fotoğraftan birbirine sevgileri düşmüş, aşık olmuşlardı. Karşılıklı bu hasretliğin bitmesi için birbirlerini, görmek karşılıklı konuşmak istediklerinden, ilk istek kızdan gelmişti. Okan dünden razıydı bu duruma.

Melek, mektubunda;” Okan, seni çok seviyorum, yeter artık, seni çok merak ediyorum, seni karşımda görmek istiyorum, bir gün randevulaşalım, İzmit’ te buluşalım. Ben, nerede ne zaman buluşacağımızı, tarihini, saatini, mektubumda yazacağım. Sen, beni merak etmiyor musun? Senin yeşil gözlerini her gece rüyamda görüyorum, hem de çok beğeniyorum. Benim gözlerim zeytin karası. Eğer bir gün buluşursak eğer fotoğraftaki gibiysen, benim kollarımdan sıkı tut bayılabilirim, şimdiden özür dilerim,” diye yazmıştı.

Okan mektup zarfını alıp, içindekini okumaya başlayınca sevinçten havalara uçuyordu. En az üç kez okudu mektubu. Bir mektup kağıt ve zarfı masasının çekmecesinden çıkardı, hemen yazmaya başladı;” Aşkım, seni düşünmekten uyuyamıyorum. Seninle el ele gezmek, diz dize oturmak, senin o güzel yüzündeki, zeytin karası gözlerinin içine aşkla bakmak istiyorum. Evimin içine girince hüzün çöküyor, çünkü sen yoksun. Ben yemek yapmasını bilmiyorum. Senin yaptığın güzel yemeklerini karşılıklı yemek, idealimdeki tek arzuladığım şey sensin,” diye yazmıştı.

Bir hafta sonraki mektup zarfını posta kutusundan heyecanla aldı, merak içerisinde okumaya başladı;” Canım, inşallah iyisindir. Seni çok özledim. 11 Eylül 1976’da saat 13’te garajın çok yakınında “Elize pastanesi,” var orada buluşalım. Üzerimde sarı renk kazak ve mavi renk kot pantolon olacak. Ben seni nasıl tanıyacağım? Yazarsan daha iyi olur. Bakalım beni tanıyabilecek misin? ” yazısını okuyunca. Okan, o gece sevinçten yemek yiyemedi, hemen kağıt kalemi aldı yazmaya başladı;” Canım, bende seni çok özledim. Göz göze geldiğimizde sana sarılırsam, ne olur kızma. Benim üzerimde siyah takım elbise ve kırmızı kravat, damatlık elbise giymiş birini göreceksin. Heyecandan sabah olmadı bir türlü, Melek’in görüşmek için yazdığı tarihe daha beş gün vardı. Ertesi gün mektubu postaya verdi. Cuma günü bir türlü gelmek bilmedi, iş arkadaşlarına sevdiği kız arkadaşı ile buluşacağı günü anlatıyordu. Dört gün içinde onunla buluşunca neler söyleyeceğini ezberlemeye çalışıyordu ancak heyecandan bir türlü ezberleyemedi. Cuma günü geldi çattı. O gün çalıştığı iş yerinden cumartesi günü için izin aldı. Evine giderken garaja uğradı, İzmit’ e gitmek için bilet aldı. Evine gitti. Takım elbisesini ve kravatını giydi. Garajdaki lokantada karnını doyurduktan sonra otobüsü beklemeye başladı. Devam edecek..

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Yaşar ÖRKELİ - Mesaj Gönder

# cuma

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Söke Ekspres Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Söke Ekspres Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Söke Ekspres Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Söke Ekspres Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.