İlk Buluşma - 3

Beklediği otobüs kısa zamanda geldi. Yolcular otobüse bindiler. Gecenin ilerleyen saatlerinde Okan’ ın yolculuk sırasında uyuması gerektiğini biliyordu. Uyumazsa kızın karşısına gözleri şişmiş görünmek istemiyordu. Kendini zorladı ve uykuya daldı. Gözlerini açtığında İzmit’ in garajındaydı. Melek’in yazdığı pastaneyi aradı ve buldu güzel bir kahvaltı yaptı. Saat 13.00 kadar zamanı vardı. Gezinmeye başladı. Garajın karşısında Atatürk heykelini gördü, oraya doğru gitti, yeşillikler içerisinde güzel yapılmış bir park, burayı çok beğendi, insan burada saatlerce oturabilir, hele burada roman okuyacaksın ne güzel olur, diye aklından geçirdi.  Bu güzel parkta bir saat oturdu. Kalktı pastanenin önünden geçti, berber aramaya başladı. Buldu; güzelce sakallarından kurtuldu ve saçlarını tarattı. Oradan çıktıktan sonra biraz daha gezindikten sonra saat 12.30 geldi. Biraz daha bekledi, 12.50 de Elize pastanesinin içine girdi, dört kişilik bir masaya yüzü kapıya bakar oturdu ve beklemeye başladı. 5 dakika sonra iki güzel kız kapıdan içeri girdi; Melek ve arkadaşı. Melek’ i hemen tanıdı. Sanki kırk yıldır tanıyordu. Fotoğrafındaki yüzünün her santimini ezberlemişti. Kızlar, Okan oturduğu yere yöneldiler. Melek’in ayaklarından özürlü oluşu pek fark edilmiyordu. Yanındaki kız arkadaşıyla kıyaslayınca, çok az aksama olduğu belli oluyordu. Okan hemen ayağa kalktı:” Hoş geldiniz,” diyerek elini uzattı, “ Ben Okan, sizde Melek olmalısınız, yanınızda ki arkadaşınız olmalı, tanıştığıma çok memnun oldum,” dedi. Melek:” Bende Melek, yıllardır hasretini çektiğin kız arkadaşın,” dedi ve Okan’ ın karşısındaki sandalyeye oturdu. İki sevgili birbirlerinin gözlerinin içine bakıyorlardı. Okan tereddüt ederek elini Melek’ in eline değmek için uzattı, kız da bunu bekler gibi uzattı, iki sevgililerin elleri masanın üstünde tam ortasında kenetlendi. Kızın elleri pamuk gibi yumuşacık, zarif ve inceydi.

     Melek:” Okan, annemden bir saatlik izin aldım, bir günümü seninle geçirmek isterdim, bu seferlik böyle olsun, seni öyle seviyorum ki, bu sevgimi bütün dünya duysun istiyorum, “ dedi ve Okan’ın yeşil gözlerinin içinde sanki geziniyordu. Yüzüne bakarken hayallere daldı gitti.

     Okan:” Ben de seni seviyorum Melek, ben sana aşık oldum, nereye baksam senin güzel yüzünü görüyorum, aşkım benim, bir daha ne zaman buluşacağız? “ dedi ve ayrılacakları için gözyaşları oluştu gözlerinde. Sevdiği kızında gözyaşları ile doldu. İkisi de ayrılmak istemiyordu.

Kız arkadaşı:” Böyle yapmayın, beni de ağlatacaksınız, keşke benim erkek arkadaşım sizler gibi sözler söylese!,“ dedi ve gözlerindeki yaşlarını siliyordu.  Kız arkadaşı da bu ayrılıktan etkilenmişti. Kız arkadaşı:” Benim de erkek arkadaşım var, biz hiç böyle değiliz! Size kıskandım doğrusu,” dedi, etkilenmişti Meral ile Okan’ ın durumundan.

Zaman su gibi akıp gidince, iyice hüzünlenmeye başladılar, çünkü ayrılık vakti gelip çatmıştı. Kavuşan elleri nasıl ayrılacaktı. Melek:” Özür dilerim Okan, sen ta nereden geldin, bense iki adım yerden geldim, sana karşı çok ayıp oldu. Bir daha ki sefere söz veriyorum, en az iki saat konuşacağız, on beş gün sonra tekrar görüşelim olur mu?” dedikten sonra, ellerini ayırmadılar, ikisi de üzüntüden kahroluyordu. Bir ara el ele bir kaç adım yürüdüler. Elleri ayrılamıyorlardı. Arkadaşı:” Yürüsene kızım, annen bir daha izin vermeyecek, sonra çok pişman olursun!” dedi, Melek’in kolundan tuttu çekmeye başladı. Zoraki eller ayrılmak mecburiyetinde kaldı. Okan, onların gidişine bakarken aklına,” Nerede oturuyor acaba?” diye meraklandı. Okan:” Melek bir dakika beni bekle,” dedi ve onlar durunca, onların yanına yürümeye başladı. Yanına gidince:” Melek, bende sizinle gelebilir miyim?” diye sordu. Melek:” Biz minibüsle gideceğiz, sende bizimle bin, bizim indiğimiz yerde sende inersin, sakın bize takip etme, mahalleli bizi tanıyor, laf olur, sen kahvehanenin köşesinden bizi takip edersin olur mu?” dedi. Beraberce minibüse bindiler, hiç konuşmadılar. Minibüs evlerine yakın durakta durdu, onlar inmek için hareket edince Okan’ da onlarla birlikte indi. Okan yavaş yavaş hareket ediyor, çaktırmadan onlara takip ediyordu. Kahvehanenin onların gittikleri yolu görebilen kahvehanenin köşesine doğru gitti. Ve hangi eve girdiklerini takip etti. Melek eve çabucak girdi. Annesi mutfakta yemek yapıyordu. Melek:” Anne ben geldim, yardıma ihtiyacın yoksa ben balkona çıkabilir miyim?” diye sorduktan sonra annesinin yanıt vermesine beklemeden balkona çıktı. Okan kahvehanenin köşesinde beklemekteydi. Melek’ i balkonda görür görmez, yerinden hareket ederek evlerinin önünden geçmekteydi. Okan yürürken az kalsın ayağı taşa takılıp düşüyordu. İkisi de birbirlerine bakarak gülümsediler, ikisi de ellerini bay bay yapmak için el salladılar. Okan gece otobüsle tekrar evine geri gitmek için hareket etti. Son.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Yaşar ÖRKELİ - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Söke Ekspres Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Söke Ekspres Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Söke Ekspres Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Söke Ekspres Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.